DOLAR
47,6954
EURO
55,1824
ALTIN
6.662,10
BIST
13.779,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya
Parçalı Bulutlu
32°C
Kütahya
32°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
31°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Pazar Parçalı Bulutlu
31°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C

Halkın ter kokusunu alabilmek

17.10.2025 15:20
230
A+
A-

Bir konferansta bir profesörün anlattığı küçük ama çarpıcı öğüt hala aklımda: “Çocukları yazın, okullar kapalıyken, insanların topluca bulunduğu yerlere gönderin; örneğin bir markete. Orada hem alkış almayı, hem de azarlanmayı görecekler. Bu deneyim çok kıymetli”

İlk duyduğumda aklıma hafif şaşkınlık, sonra derin bir hak verme geldi. Çünkü o markette hem sevilen hem de uyarılan çocuk, hayata ilişkin iki önemli şeyi öğreniyor: Emeğin somutluğunu ve toplumun geri bildirimini olumlu ya da olumsuz, gerçek bir dünyanın aynasını. İşte ben de siyaset yapacaklara ve yapanlara her zaman, o çocuğun öğrendiği dersten ilham almalarını öneriyorum: Siyaset; fotoğraf çekimlerinden, özenle kurgulanmış kliplerden, sadece ‘kazanılan’ mahallelerdeki alkışlardan ibaret olamaz.

Gölgede saklanan siyasetçi olmayın!

Siyaseti düşününce aklıma gelen ilk şey “halkın içinde olmak”tır. Halkın derdini dinlemek, her kesime uzanmak, oy alabildiğin yerleri değil, oy alamadığın yerleri de cesaretle ziyaret etmek, tam da profesörün sözlerindeki o market çocuğu gibi. Bugün siyasette ise kolay tercihler var: Kameraya iyi çıkan görüntüler, coşkulu kalabalıklar, hazır alkışlar. Bu bana bir yaz gününde sadece gölgeye saklanan, güneşin yakıcılığından kaçan siyaseti anımsatıyor. Oysa karne günü veyahutta sandık geldiğinde, o gölgedeki kolaylıklar pek işe yaramıyor.

Bir gazeteci olarak Turgut Özal’ın ilk seçildiği 45. dönemden bugüne kadar olan hükümetleri bazen az, bazen aşırı ilgili olarak takip ettim. Uzun soluklu ya da kısa süreli tam 32-33 hükümet görmüşüm. Bu süre zarfında yüzeyi parlatılmış, derinlemesine dinlenmemiş, gerçek sorunlarla yüzleşmemiş siyasetçilerin kısa ömürlü zaferlerine şahitlik ettim. İşte burada asıl ders çıkarılması gereken şey, popüler görüntülerin kalıcı güven ve hakikat üretemeyeceği.

Markette azarlanan çocuk ile siyasetçinin sınavı aynı

Profesörün örneğiyle bağlayayım: Markette çalışan bir çocuk, hatalı bir ürün sattığında azarlanır; doğru bir iş yaptığında alkışlanır. Bu geri bildirim acı olabilir ama olmasaydı çocuk gerçek hayatı öğrenemezdi. Benim dert edindiğim, bugünkü siyasetin bu tür gerçek geri bildirimlerden kaçması. Eğer siyasetçi sadece alkışlanacağı, iyi görüntü alacağı mahallelerde görünürse; hatalarını, eksiklerini, halkın doğrudan öfkesini, üzüntüsünü ve umutlarını duymaktan kaçınırsa; sonuçta mesleksiz, hayalsiz, hedefsiz bir siyaset doğar. Tıpkı profesörün korktuğu gibi, “markette azarlanmayı ve alkışlanmayı bilmeyen çocuk”, gelecekte işsiz ve umutsuz kalır. Siyasette de aynısı geçerli: Geri bildirim almayan siyasetçi gelişemez.

Gerçek siyasi cesaret, zor mahallelerde başlar

Siyaset cesaret ister; sadece sözde değil, fiilde. Cesaret, oy almadığın mahalleye gitmektir. Cesaret, orada fotoğraf çekilmemeyi, o an medyada iyi çıkmamayı göze almaktır. Cesaret, bir mahalledeki küçük bir sorunu fark edip adresine gidip dinlemektir, çünkü belki oradaki küçük sorun, başka bir yerde bir felaketin habercisidir. Siyasetçi, halkın alkışına muhtaç bir figür değil, halkın derdini omuzlayacak bir sorumluluk sahibidir.

Dinlemek, not almak, dönüştürmek

Bana sorarsasınz, her zaman “kazandığım” bölgede daha fazla bulunmak yerine, gitmediğim, sesin düşük olduğu, eleştirinin hırçın olduğu yerleri tercih ederdim. Orada öğrendiklerimi not ederdim; gerçek geri bildirim oradadır. Fotoğraf çekimleri, klipler, sosyal medya başarıları geçicidir. Oysa sokakta alınan bir şikayet, bir sokakta görülen çürük altyapı, bir mahallede artan bağımlılık ya da işsizlik, kalıcı bir siyasi değişimin ön işaretidir.

Siyasetin Pazarındaki Çocuğu Görmek

Profesörün sözünü tekrar ederek bitireyim: Markette azarlanan da alkışlanan da öğrenir. Siyaset de öğrenmeli. Siyasetçiler, halkın arasında ter kokusunu almak, alkışı da azarları da yüzleşmek zorundadır. Yoksa bir gün karneyi açtığımızda, seçmenin verdiği not bizi boş bir başarı hikasiyle yüzleştirir.

Eğer gerçekten siyaset yapmak istiyorsanız; gelin, gerçek sahaya inmelisiniz. Markette çalışan çocuğun öğrendiği dersi siyasi pratiğe taşıyalım: Dinleyelim. Hatalarımızı duyup utanmayı bile bile öğrenelim. Alkış gelince de gururlanmayıp, azar gelince de yılmayalım. Ancak o zaman “mesleksiz, hayalsiz ve hedefsiz” değil, halkın gerçek temsilcileri olabilirsiniz. İşte o zaman siyasetin pazarındaki çocuğu görebilirsiniz!

Yazarın Diğer Yazıları
MOBİL REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.