DOLAR
47,7124
EURO
55,1592
ALTIN
6.649,08
BIST
13.879,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya
Açık
30°C
Kütahya
30°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
31°C
Çarşamba Az Bulutlu
32°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C

Siyasiler Sarhoş Olur mu?

24.07.2025 13:36
473
A+
A-

Bizim meslekte tıpkı sağlık alanında olduğu gibi biraz branşlaşma bazen oluyor. Gazeteci sevdiği konuyu daha yakından takip ediyor, öncesini ve sonrasını düşünüyor, yorumluyor, görüş alıyor vs. Benim de en çok sevdiğim alan siyaset herhalde. Hem siyaseti, hem de iş dünyasını yakından takip etmeyi severim. Bu iki alan şehre yön veren, güç katan, hayalleri gerçekleştiren unsurlardır. İki alanda güzel gelişmelerin olması beni her zaman sevindirmiştir. Bazı siyasetçiler vardır insanı siyasetten soğutur, ama bazıları da vardır ki insanı siyaset yapmaya özendirir, siyasetçiye olan güveni tesis eder. Tabi günümüzde bu noktada iki türlü kavram var. Salon siyasetçisi diye nitelendirilen tarzdakiler daha çok açılışlar, toplantılar, kutlamalar ve benzeri örneklerin olduğu ortamlarda boy gösteriyorlar. Kürsüye çıktıklarında ise mangalda kül bırakmıyorlar. Oysa çok şey konuşurlar ama hiçbir şey söylemezler. Yani konuşmaya konuşurlar da laf kalabalığından öteye gidemezler. Saloncular halkın dilinden de anlamazlar. İkincisi ise saha siyasetçisi. Gerekli toplantılara katıldığı gibi sürekli sahada olmayı da ihmal etmeyen, vatandaşla bire bir temas kuran siyasetçileri de bu sınıfa koyuyorum. Bana göre sahada olanlar, halktan korkmayanlar, yaraları olmadığı için gocunmayanlardır. Şimdi diyeceksiniz ki, bu başlıkla anlatılan konunun ne alakası var? Olmaz mı! Siyasette koltuk, bazılarını sarhoş edebiliyor. Güç zehirlenmesi diyorlar buna. Ancak koltuğun sarhoş ettiği siyasetçilerle ilgili bir de gelenek var. Bu sarhoş siyasileri çoğunlukla ya istifa, ya da görevden alınma ayıltıveriyor!

ÇAVDARHİSAR MESAJI NET VERMİŞ

Mail kutusuna KUTSO’dan bir mail gelmiş. Çavdarhisar heyeti topyekun Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Esin Güral Argat ve Yönetim Kurulu’nu ziyaret etmiş ve KUTSO Başkanı Esin Güral Argat’a teşekkür etmişler. Öğrendiğime göre Esin Hanım, ilçe düzenli olarak gidiyor ve yapılan çalışmaları yakından takip ediyormuş. Malum devam etmekte olan kazıların da sponsorluğunu yaparak destek veriyor. İlçenin elbette kendine göre hayalleri var ve bu hayallere ciddi bir katkı sunuyor Esin Hanım. Ziyarette bundan sonra nelerin yapılabileceği istişare edilmiş. Esin Hanım da kendisine anlatılanlara pozitif bir yaklaşım göstermiş. Kısa zaman içinde de kendisi ve Yönetimi ile birlikte Çavdarhisar’ı tekrar ziyaret edecekmiş. Çavdarhisar heyetinde kaymakamdan, siyasetçiye, muhtarlar dernek başkanına kadar hepsi katılmış ziyarete. Bu tek yumruk duruşları hoşuma gitti. Kütahya’ya büyük fotoğraftan baktığımızda da bu birlikteliği sağlamayı yıllardır hep istemişimdir. Çavdarhisar heyeti bana göre demiş ki: “Biz birlikte hareket ediyoruz, ilçemiz için yapılacak her türlü çalışmanın ve yapanların yanındayız!” İlçe heyetinin bu kararlı duruşu bana göre mesajı net olarak vermiş. Sorumluluktan kaçmayan Esin Hanım’ın üzerine de yeni bir sorumluluk yüklemiş sanki.

SAYGINLIK, NEZAKET VE FARKINDALIK

24 Temmuz tarihi, Türk basınında sansürün kaldırılışının yıldönümü 1908 yılından beri her yıl kutlanmaktadır. Birçok insan sorar: “Basın özgür mü?” diye ama iş kendisine geldiğinde özgürlüğü sümenaltı yapıverir. Kendisi aramaz ama, birilerine veya yakınlarına aratır. Bunu en son yakın zamanda yapılan bir dernek seçimlerinde bizzat yaşadım. Meslek hayatımda konuya ilişkin pek çok örnek de yaşamışlığım vardır. Neyse gelelim bizim günümüze, basın özgürlüğüne. Günümüz şartlarında basın mensupları hangi şartlarda olursa olsun saygınlığını, nezaketini ve toplumsal sorunlara ışık tutma görevini her zaman sürdürmelidir. İçinde bulunduğu sektör önemli bir güçtür ve bu gücün farkında olmalıdır. Bu gücü kötü amaçlı kullanmamalıdır. Hangi sorunu yaşıyorsa yaşasın, nezaketinden ve saygınlığından asla ödün vermemelidir. Eğer gerçekten bu işi severek yapıyorsa, zaten yaşadığı sorunlara da çare bulabilecek yetenekte ve kapasitede olduğunun farkında olmalıdır. Kaynağı yoksa kaynakla ilgili hammaddeyi de işçiliği de üretimi de kendisi yapabilmelidir. Bunun aksini yapanları görüyorum, duyuyorum ama ne diyeyim. Böyle bir günde bir talebin var mı diye sorsalar, bizi okuyan veya takip eden insanların da mesleğimize saygı göstermelerini isterdim. Çünkü basın özgür oldukça, kamuya yardımcı oldukça ve topluma doğru yön verdikçe bulunduğu şehir daha iyi duruma gelir. Yaptığımız haberler bir nevi tarihe tanıklık etmek, Kütahya’nın hafızası konumundadır. Saygı ve nezaket ortamında büyüdüğümüz ortamların günümüzde ve gelecekte de devam etmesi dileğiyle biz öğrendiğimiz gibi yolumuza devam edeceğiz. 24 Temmuz Basında Sansürün kaldırılışının yıldönümü kutlu olsun!

HİKAYEYİ BİR DE KURTTAN DİNLEMEK LAZIM!

Geçen yazılarımın birinde inşaat sektörünün sıkıntılarını anlatmış, Belediye Başkan Yardımcısı Gülteri Uyanık’ın ve ilgili komisyonun karar vermede, kararı yazıya dökmede ve inşaat sektöründe bulunanlara evrakları geç verdiğinden bahsetmiştim. İnsanların bir ömür boyu çalışıp, ev hayali kurduğunu ve bu gecikmelerden dolayı hayallerin geciktirme hakkının olmadığını dile getirmiştim. Birkaç gün önce Belediye Başkan Yardımcıları Kemalettin Ekici ve Gülteri Uyanık sabah erken saatlerde gazete ofisime hem baskın, hem de sürpriz ziyaret gerçekleştirdiler. Bu defa eleştirilen veya suçlanan tarafı dinledik. Biz çay ikramında bulunduk, onlar da simitleri almışlar gelmişler. Hoş bir sabah sohbeti oldu. Yıllarca Mimarlar Odası Başkanlığı yapan Gülteri Başkan, kendisinin önceki yıllarda bu konuda mağdur edildiğini söyleyerek itilmişliği, kapı dışarı edilmişliği bilen biri olduğunu anlattı. Hatta bir ara Belediye’ye girmesinin bile yasaklandığını söyledi. Bunları yaşayan biri olarak asla ranta veya siyasete dayalı karar vermeyeceğini, aldıkları tüm kararları en ince ayrıntısına kadar inceleyerek aldıklarını anlattı. Gecikmenin olabileceğini söyleyen Gülteri Uyanık ile sohbetimizi bu tür olaylarda istişare veya yüzleştirme kararımız ile sonuca bağladık. Ancak aklımda kalan anlattıklarından biri de Kütahya’nın bazı bölgelerinde aldıkları yeni kararlardan dolayı tehdit edildiği, başka kararlar almaya zorlandığı, rüşvet teklifleri aldığı oldu. Ama edindiğim intiba, Gülteri Başkan bu konudaki dik duruşunu devam ettirecek. Her zaman söylerim, hikayeyi hep kırmızı başlıklı kızdan dinlediğimizde kurt her zaman suçlu olur. Hikayeyi bir de kurttan dinlemek lazım! İşte bu defa öyle oldu.

EMEKLERİNİ ÖDEYEMEYİZ

Gündemimizden orman yangınları bu sene de çıkmıyor. Allah tekrarını yaşatmasın ama çıkan yangınlarda gerçekten büyük mücadeleler veriliyor. Valimiz Sayın Musa Işın ve Orman Bölge Müdürlüğümüz bu noktada ciddi bir teyakkuz içindeler. Bir haber alındığında olağanüstü gayretle çıkan yangınlar önce kontrol altına alınıyor, kısa süre sonrasında da soğutma çalışmalarına başlanıyor. Zaten havalar hepimizi kavuruyor ama özellikle yangın işçileri bu sıcağın kat be kat fazlasında ormanlarımız, yaşam alanlarımız ve hayvan varlıklarımız için cansiperane çalışıyorlar. Emeklerini nasıl öderiz bilmem. Bir de belki bilmeyenler vardır ama Kütahya’nın yarıdan fazlası ormanlarla kaplı. Lütfen çöplerimizi, izmaritlerimizi, boş şişeleri rastgele dışarı atmayalım. Hangi yangındı bilemiyorum ama bir yangında orman içinde bulunan hayvanların feryatları ile ilgili videoyu izleyince tüylerim diken diken oldu. Malum hasat zamanındayız ve biçerdöverler ile saman balya makinaları sürekli olarak çalışıyor. Tedbir amaçlı bu araçların arkasında su tankeri bulundurulması çok önemli. Konunun uzmanları yapılan hasadın ardından ormana bitişik tarlaların orman tarafındaki kısmının 10 metre pullukla sürmesinin olası anız yangınlarının önü geçebileceğini söylüyor. Ayrıca köylerde evlere bitişik durumda olan otluk ve anızlı tarlaların da sürülmesi bir tedbir olarak alınabilir. Bu ve buna benzer küçük tedbirlerle hem yaşam alanlarımızı, hem de ormanlarımızı koruyalım. Bu vesile ile Seyitgazi’deki orman şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine de sabırlar diliyorum.

SEVDİĞİM SÖZLER

Kimseyle yarışmıyorum, yürüdüğümü gören koşuyor!

 

Yazarın Diğer Yazıları
MOBİL REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.