Her fırsatta dile getirdiğim gibi, tanıtım Kütahyamız için son derece önemli ve kıymetli. Bu bağlamda geçtiğimiz hafta Halk TV’de Serhan Asker’in sunduğu Görkemli Hatıralar programında Kütahya yaklaşık üç saat boyunca ekrana taşındı. Programı baştan sona canlı izledim. Elbette eksikler vardı, fakat tanıtımın iyisi kötüsü olmaz deriz. Kimi noktaları görmezden gelebiliriz ama bazı detaylar maalesef şehrimizin imajı açısından düşündürücü oldu.
Canlı yayında başkanımıza yöneltilen bazı sorulara “bilmiyorum” yanıtı verilmesi beni üzdü. Zira bu tür programlarda, şehrin temsilcisi olarak ekran karşısına çıkan kişinin her soruya hazır ve donanımlı olması beklenir. Bir diğer husus ise, yayında önlük takıp çorba yapılmasıydı. Bu davranışın, Kütahya’yı tanıtan bir programda ne kadar doğru olduğu tartışmaya açık.
Ayrıca program için kurulan platformun arka planında dört katlı betonarme evler yer alıyordu. Halbuki bu sahne Germiyan Sokağı’na kurulmuş olsaydı, tarihi dokumuzun görkemi tüm Türkiye tarafından görülebilirdi. Eksiklik, hazır videolarla telafi edilmeye çalışıldı ama fırsatın tam anlamıyla değerlendirilemediğini düşünüyorum.
Program sonrasında bazı çini ustaları beni bizzat aradılar. Çoğu, çininin kökeniyle ilgili verilen mesajların doğru olmadığını ve bu kıymetli el sanatımıza “Çinliler’in karıştırılmasından” rahatsız olduklarını dile getirdi. Zaten küresel pazarda Çin’le porselen noktasında rekabet halindeyiz. Çini’de de böyle bir algı yaratmak sanatımıza zarar verebilir.
Eskilerin tabiriyle bu tanıtıma vereceğim karne notu “geçer” olur. İyi değil, pekiyi hiç değil. Çünkü bu iş sadece başkanı ekranda göstermekten ibaret değildir. “Şeyhi müritleri uçurur” derler; işin mutfağında, arka planda donanımlı bir ekip gerekir. Eğer hazırlık “yazılıya son akşam çalışır gibi” olduysa, elbette sorulara doğru cevap vermek mümkün olmaz.
Kütahya’nın tanıtımı, üç saatlik bir programın içinde aceleye getirilmeyecek kadar değerlidir. Daha güçlü bir hazırlıkla, daha bilinçli bir ekiple bu fırsatlar çok daha verimli değerlendirilebilir.
Gençlerden Alkışlanacak Bir Tavır
Üç ay önce yapılan KÜGİAD seçimlerini hepimiz hatırlıyoruz. Çekişmeli geçen yarışta Alper Altun, Süleyman Selvi karşısında yalnızca 5 oy farkla başkan seçilmişti. Seçimin sıcaklığı kolay kolay unutulmaz diye düşünülürken, geçtiğimiz günlerde derneğin yaz buluşmasında öğrendiğim bir gelişme bana umut verdi.
Meğer seçim sonrası kaybeden aday Süleyman Selvi, ekibiyle birlikte yeni yönetimi ziyaret etmiş. Bu davranışı, bana göre alkışlanacak bir tavır. Çünkü siyaset olsun, iş dünyası olsun, rekabetin olduğu her yerde seçimler kimi zaman kırgınlıklara ve küslüklere yol açabiliyor. Oysa burada gördüğümüz tablo tam tersine bir olgunluk örneği.
Eminim ki Başkan Alper Altun da misafirlerini en iyi şekilde ağırlamıştır. Çünkü bu karşılıklı nezaket, sadece kişilerin değil, kurumların da değerini yükselten bir tutumdur. Genç iş insanlarının sergilediği bu yaklaşım, “rekabetin bitip mücadelenin yerini dayanışmaya bırakabileceğini” bizlere gösterdi.
Yıllardır aynı masaya oturamayanları düşündükçe, bu davranış çok daha anlamlı geliyor. Kütahya iş dünyasında gençlerin verdiği bu mesaj, aslında sadece bir tebrik ziyareti değil, aynı zamanda yeni bir kültürün de işaretidir. Birbirine rakip olanların da aynı hedefe yürüyebileceğini, ortak aklın öne çıkabileceğini kanıtlıyor.
Ben bu tavrı içtenlikle kutluyorum. Çünkü gençlerin elinde sadece iş dünyasının değil, aynı zamanda toplumsal kültürümüzün de daha olgun, daha uzlaşmacı ve daha yapıcı bir yöne evrileceğine dair güçlü bir işaret var.
Bir Lira ile Can Doyar
Geçtiğimiz günlerde kıymetli bir hocamla sohbet ederken, sokak hayvanlarına olan sevgisini öğrendim. Bana Mamamatik uygulamasından bahsetti. Çok mantıklı buldum. Mamamatikler, bir lira ile çalışan, mama ve su veren cihazlar. Hem belediye için gelir kapısı, hem de sokak hayvanları için taze mama ve temiz su imkânı. Bazen yere düşse almadığımız bir madeni para, bir sokak kedisi ya da köpeği için yaşam kaynağı olabiliyor. Başka illerde, hatta ilçelerde bile örnekleri var. Şehrin belirli noktalarına yerleştirilecek mamamatikler sayesinde belediye hem para kazanacak, hem de sokak hayvanları taze mama ve temiz suya ulaşabilecek. Şehirlerin medeniyet ölçüsü, sokaklarında yaşayan canlılara nasıl davrandığıyla da ölçülür. Kütahya’da da bu uygulamanın hayata geçirilmesi, küçük bir dokunuşla büyük bir iyilik olur. Bizden önermesi…
Siyasette Yükselen Enerji: Tamer Yenikaya
Kütahya siyasetinde son dönemlerde adı en çok anılan isimlerden biri hiç şüphesiz CHP İl Başkanı Tamer Yenikaya. Beğenen vardır, beğenmeyen vardır ama şunu açık yüreklilikle söylemek gerekir ki; enerjisi, gayreti ve sahada olma çabasıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.
Göreve ilk geldiğinde siyasetin dinamiklerine çok hâkim olmadığı yönünde eleştiriler vardı. Ancak aradan geçen süreç, Yenikaya’nın siyasetin gereklerini öğrenmeye başladığını ve bu alanda mesafe kat ettiğini gösteriyor. Bugün geldiğimiz noktada ilçe kongrelerinden vatandaş ziyaretlerine, köy buluşmalarından kent merkezindeki temaslara kadar neredeyse gitmediği, ulaşmadığı kapı kalmadı.
Geçtiğimiz günlerde Simav’ın Yemişli Köyü’ne yaptığı ziyaret bunun en somut örneklerinden biri. Deprem sonrası köylülerle görüşen, sorunlarını dinleyen ve bunu kamuoyuyla paylaşan Yenikaya’nın kullandığı bir ifade de oldukça dikkat çekiciydi: “Sayın Valime bu konuyu aktaracağım. Kendisi bu konularda iyidir, gerekeni yapar.”
Bu cümle aslında klasik muhalefet anlayışının dışına çıkan bir yaklaşımın göstergesi. Eleştirirken aynı zamanda çözüm yolunu işaret eden, yapıcı ve olumlu bir muhalefet tarzı. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu tutum siyasette sık rastladığımız bir tavır değil ve Yenikaya’yı farklı kılan yönlerden biri de bu.
Şimdi önünde kritik bir eşik var: 18 Ekim’de yapılacak CHP İl Kongresi. Merkez ilçe seçimi tamamlandı ve gözler artık il başkanlığı yarışına çevrildi. Tamer Yenikaya’nın bu kongrede nasıl bir sonuç alacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak şimdiden söylemek mümkün ki; siyasete ilk başladığı döneme kıyasla çok daha aktif, daha dinamik ve daha iddialı bir görüntü çiziyor.
Ben kendi adıma bu çabayı önemsiyor ve takdir ediyorum. Çünkü siyaset, masa başında değil sahada yapılır. Vatandaşın derdini yerinde dinleyen, çözüm için gayret eden her siyasetçi değerli bir iş yapıyor demektir.
Tamer Yenikaya için şunu söylemek yanlış olmaz: Artık siyasetin gereklerini öğrenmiş, mücadele alanında yerini almış bir aktör. Bundan sonrası ise hem onun azmine bağlı. Kendisini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Sevdiğim Sözler
Birini hakikatle yarala, fakat asla yalanla mutlu etme!