Bir Ramazan ayını daha geride bırakıyoruz. Ramazan; bolluğun, bereketin, rahmetin ve en önemlisi birlik ile beraberliğin en güçlü şekilde hissedildiği zamanların başında geliyor. Bu ayda duygularımız biraz daha kabarıyor. Daha merhametli oluyoruz, daha fazla affediyoruz, daha fazla paylaşmayı öğreniyoruz. Belki de bu yüzden Ramazan ayı, insanın kalbine dokunan en özel zamanlardan biri oluyor. İşte böyle bir ayın içinde Kütahya’nın yıllardır özlediği birlik ve beraberlik ortamının, tadımlık da olsa yeniden oluştuğunu görmek beni gerçekten mutlu etti. Bu şehir aslında isterse bir araya gelebiliyor. İsterse aynı hedefe kilitlenebiliyor. İsterse aynı sevinci paylaşabiliyor. Son günlerde bunun iki güzel örneğine şahit olduk.
Mavi Lacivert Birleştirir: Kütahyaspor
İlk konumuz Kütahyaspor… Haftalardır kazanıyor, kaybetmiyor. Kütahyalıyım diyen herkese gurur veriyor. Bu başarıda emeği olan başkanından yönetimine, teknik ekibinden futbolcusuna, taraftarından sponsorlarına kadar herkesi gönülden kutluyorum. Spor her zaman birleştirici bir güçtür. Kütahyaspor da bunun en güzel örneklerinden biri oldu. Birbirini hiç tanımayan, belki hayatında hiç karşılaşmamış insanlar; mavi lacivertli takımımız gol attığında, galip geldiğinde, zirvenin tepesinde yer aldığında birbirine sarılabiliyor. Aynı sevinci paylaşabiliyor. Bu atmosferi oluşturan, bunun için emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor. Ama burada özellikle bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Başkan Osman Altınkaya’nın bu şehirden çok net bir beklentisi var. Takım şampiyonluğa giderken şehrin de bu takımın arkasında durmasını istiyor. Haklı da… Ama sanki bu noktada biraz uykudayız. Yönetim kampanyalar başlatıyor, çağrılar yapıyor ama arkasından yürüyen insan sayısı çok sınırlı kalıyor. Tam da bu noktada Sayın Valimiz Musa Işın’a teşekkür etmek gerekiyor. Valilik binasının en güzel yerine dev bir Kütahyaspor bayrağı astırarak, hepimizi belkide utandırdı.Şehrin valisinin böyle bir adım atması gerçekten önemli bir mesajdır. Umarım bu hareket bizleri de harekete geçirir.
Fotoğraf Değil, Gerçek Destek
Başkan Osman Altınkaya bu konuda sonuna kadar haklı. Başka şehirlerde bir takım şampiyonluğa yürüdüğünde tribünler dolup taşar. Hatta insanlar bilet bulabilmek için farklı yollar dener. Bizde ise tam tersi… Tribünler dolsun diye bilet fiyatlarını düşürmeye çalışıyoruz. Bu noktada kendimizi biraz gözden geçirmemiz gerekiyor. Maça gelip tribünde fotoğraf çektirmek destek değildir. Gerçek destek farklıdır. Şehrin önde gelen iş insanlarının her hafta takıma prim açıklaması gerekir. Hatta bu konuda birbirleriyle yarışmaları gerekir. 30 yılı aşkın gazetecilik hayatımın önemli bir kısmı spor muhabirliği ve spor programcılığıyla geçti. Türkiye’nin birçok şehrinde şampiyonluk hikayelerine şahit oldum. O şehirlerde takımlar zirveye yürüdüğünde adeta bir destek yarışı başlar. Bir iş insanı kahvaltı verir. Bir başkası yemek organize eder. Bir diğeri barbekü partisi düzenler. Bir başkası prim açıklar. Şehir takımın renkleriyle donatılır. İmza günleri yapılır. Etkinlikler düzenlenir. Tribünler tıklım tıklım dolar. Ama ne yazık ki Kütahyaspor hala bu desteği tam anlamıyla görebilmiş değil. Şunu açıkça söylemek istiyorum: Bir şeyi seviyorsanız onun için fedakarlık yaparsınız. Sevdiğinizi gösterirsiniz. O zaman o da daha iyisini yapmak için mücadele eder. Haydi bakalım… Bundan sonrası Kütahyalıyım diyen herkesin boynunun borcu olsun. Ramazan’ın birleştirici ruhunu Kütahyaspor’da yakalayabiliriz. Önce Ramazan Bayramı’nı… Arkasından da Kütahyaspor Bayramı’nı hep birlikte kutlayabiliriz.
Aynı Sofrada Buluşmak
Birlik ve beraberlik adına bir diğer güzel gelişme ise Kütahya İlinden Yetişenler Derneği’nin düzenlediği iftar yemekleri oldu. Öncelikle İstanbul Şube Başkanı Ömer Sülün, Ankara Şube Başkanı Nuri Uygun ve Derneğin Genel Başkanı Süleyman Çankaya’yı kutluyorum. Bunun yanında iş insanımız Nafi Güral’a da ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Sanırım bu iftar programlarına sponsorluk desteği vererek ev sahipliğini üstlenmiş. Derler ya “Ağalık vermekle olur” diye. İşte tam böyle olmuş. Ben bu iftar yemeklerine katılamadım. Ama katılanların paylaştığı fotoğraflara baktığımda aslında bizim birlik ve beraberlik içinde olabileceğimizi gördüm. Yüzler gülüyor. Katılım yüksek. Bir nezaket var. Bir seviye var. Her kesimden insan var. Profesörlerimiz var. Teknik insanlarımız var. Üst düzey bürokratlarımız var. Bakanlarımız, siyasetçilerimiz var. Memurlarımız, STK’larımız var. Kısacası kendini Kütahyalı hisseden herkes aynı sofrada buluşmuş. Belki yıllardır kuramadığımız birlik ve beraberlik fotoğraflarda bile olsa ortaya çıkmış. Bu yüzden bu iki iftar programını çok kıymetli buluyorum. Hem gücümüzü anlamak açısından… Hem de birlik beraberliğimizi ölçmek açısından… Gerçekten çok değerli buluşmalar oldu. Bu arada iftar yemeğinde meydana çıkan bildiğimiz yiğitleri de görmezden gelemedim. Bazıları şansını fazla zorluyor sanki!
KİYD Çatı Kuruluş
Kütahya İlinden Yetişenler Derneği adeta şehri bir araya getiren bir çatı kuruluş gibi çalışıyor. Bu birlik ve beraberliğin devam etmesini diliyorum. Nasıl ki Kütahyaspor hepimizin takımıysa, bu dernek de hepimizin derneği. Üstelik bu dernekler yalnızca yemek organizasyonları yapan yapılar değil. Kütahyalı gençlerimizin üniversite okudukları şehirlerde yanında olan, onlara sahip çıkan, destek olan kurumlar. Bu nedenle Genel Başkan Süleyman Çankaya’dan şube başkanlarına ve yönetim kurulu üyelerine kadar emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür etmek gerekiyor.
Kütahya gerçekten daha güçlü
Bu şehir aslında güçlü bir şehir. Ama gücünü ancak birlik olduğunda gösterebiliyor. Kütahyaspor hepimizin takımı. Kütahya İlinden Yetişenler Derneği hepimizin derneği. Bu değerlere sahip çıktığımız sürece güçlü oluruz. Birlik oluruz. Tek yumruk oluruz. Ramazan bize bunu bir kez daha hatırlattı. Umarız bu birlik ve beraberlik sadece fotoğraflarda kalmaz. Hayatın her alanına yayılır. Çünkü birlikte olduğumuzda… Kütahya gerçekten çok daha güçlü.
Duyduklarım doğru mu acaba?
Birlik ve beraberliğin örneklerinden bahsettik ama bir de kulağıma “fısıltı gazetesinden” gelen bir bilgi var. Ne kadar doğrudur bilemem ama duyunca üzüleyim mi, sevineyim mi doğrusu karar veremedim. Malum, Belediye Başkanımız Eyüp Kahveci, Ordu doğumlu, yani Karadenizli. Ancak uzun yıllardır Kütahya’da yaşıyor, burada çalışıyor ve bugün de Kütahyalıların oylarıyla Kütahya Belediye Başkanı seçilmiş durumda. Eğer doğruysa; yapılması planlanan projeler için Ankara kanadında destek bulabilmek adına Karadeniz lobisi ile temas kurduğu ve bu noktada olumlu gelişmeler yaşandığı ya da yaşanacağı konuşuluyor. Bir yandan bakınca şehrimize kaynak akışı sağlanacak olması elbette sevindirici bir durum. Ancak diğer taraftan Kütahya’nın yapılması gereken işlerinde, finansal destek noktasında kendi gücümüzle değil de başka bir bölgenin lobisi üzerinden çözüm aranması da insanı ister istemez düşündürüyor. Demek ki biz hala bazı konularda kendi göbeğimizi kendimiz kesebilecek noktaya gelememişiz. Oysa Ramazan sofralarında nasıl bir araya gelebiliyorsak, aynı birlik ve beraberliği şehrimizin meselelerinde de gösterebilmeliyiz. Kütahya söz konusu olduğunda herkesin aynı masanın etrafında toplanabildiği bir anlayışı ya geliştirmeli ya da artık buna alışmalıyız. Çünkü mesele bir kişinin, bir kurumun ya da bir lobinin meselesi değil; mesele Kütahya’nın geleceğidir.
DİP NOT: Bir önceki yazımızda yazdığımız “Sarı Öküz” hikayesi aşırı gündem olmuş. İlerleyen yazılarda bu hikayeyi yorumlamaya devam edeceğim.
SEVDİĞİM SÖZLER
İstediğini söyleyen, istemediğini işitir!