DOLAR
47,7399
EURO
55,1239
ALTIN
6.738,56
BIST
13.673,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya
Parçalı Bulutlu
31°C
Kütahya
31°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
31°C
Çarşamba Az Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C

Birlik Gecesi Ve Kalıcı Mükemmellik

09.06.2026 10:37
223
A+
A-

Hatırlarsanız, daha önceki yazılarımda da ifade etmiştim; Kütahya’nın her alanda kalıcı mükemmelliği yakalaması gerekiyor diye. Çünkü günü kurtaran başarılar, anlık heyecanlar veya iyi niyetle yapılan çalışmalar bir şehri ileriye taşımaz. Bir şehri ileriye taşıyan şey; kurumsallık, ortak akıl ve sürdürülebilir bir anlayıştır.

Geçtiğimiz hafta İzmir’de düzenlenen Kütahyalılar birlik ve beraberlik gecesi de tam olarak bu açıdan değerlendirilmesi gereken bir organizasyon oldu. Amaç güzeldi. Gurbette yaşayan hemşehrilerin bir araya gelmesi, dayanışmanın güçlenmesi, Kütahya aidiyetinin pekiştirilmesi elbette kıymetlidir.

Ancak görünen o ki gecenin ardından konuşulanlar birlik ve beraberlik değil, yaşanan tartışmalar oldu. Kimi davet edilmiş, kimi edilmemiş. Kimi unutulmuş, kimi hatırlanmış. Kimi çağrılmış ama katılmamış. Kimi de neden çağrıldığını sorgulatacak şekilde listelerde yer almış. Bunların hepsi organizasyonların doğasında olabilir. Hiçbir etkinlik kusursuz değildir. Ancak asıl mesele, gecenin sonunda ortaya çıkan tablodur.

Bugün dönüp baktığımızda herkes kendi açısından haklı olduğunu anlatıyor. Herkes kendi gölüne yoğurt çalıyor. Fakat ortaya çıkıp da “Burada eksiklerimiz oldu”, “Şurada hata yaptık”, “Bir dahaki organizasyonda daha iyisini yapacağız” diyen pek kimseyi göremiyoruz. Oysa gelişimin ilk şartı, eksikliği kabul etmektir. Üstelik basına yansıyan görüntülerde Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci’nin salonu terk ettiği görüldü. İddialara göre CHP’li belediyelere yönelik eleştiriler nedeniyle böyle bir tavır ortaya çıktı.

Elbette herkesin kendi duruşu, kendi hassasiyetleri vardır. Buna saygı duymak gerekir. Ancak böylesine bir organizasyonda farklı görüşlerin aynı masa etrafında konuşulabilmesi de birlik ve beraberliğin gereğidir. Bazen kalkıp gitmek yerine oturup düşünceleri savunmak daha güçlü bir mesaj verebilir. Daha da üzücü olan ise Kütahya Valisi’nin programda bekletildiğine yönelik iddialardır. Doğruysa bu durum, organizasyon adına ciddi bir eksikliktir. Sayın Vali Musa Işın’ın her zamanki sakin ve olgun tavrıyla süreci yönetmiş olması ise ayrı bir nezaket örneğidir.

Burada asıl sorgulamamız gereken kişi veya kişiler değil, sistemdir. Bir şehrin adı varsa, ağırlığı da olmalıdır. Kütahya adına düzenlenen organizasyonlar kişisel inisiyatiflerle değil, belirli kurallar ve kurumsal standartlarla yürütülmelidir. Her salon kiralayan, her sponsor bulan, her organizasyon yapan kişi veya yapı Kütahya adına istediği şekilde hareket etmemelidir. Çünkü şehirlerin itibarı kişilerin üzerinde bir değerdir. Kütahya’yı temsil eden organizasyonlar günübirlik değil, yıllarca örnek gösterilecek bir kalite anlayışıyla hazırlanmalıdır.

Eğer organizasyonların amacı gerçekten birlik ve beraberlikse, herkesin kendisini o yapının içinde hissedebileceği bir zemin oluşturulmalıdır. Eğer amaç kişisel alan açmak, güç gösterisi yapmak veya belli çevreleri öne çıkarmaksa, o zaman adına birlik ve beraberlik demenin de bir anlamı kalmaz. Tam da burada aklıma geçtiğimiz aylarda gündeme gelen önemli bir fikir geliyor. Kütahyalı sanayici Nafi Güral’ın gündeme taşıdığı ve şehirde geniş yankı bulan vakıf önerisi… Bu önerinin en dikkat çekici yönlerinden biri, oluşturulacak yapının Kütahya’nın ortak meselelerinde son sözü söyleyebilecek, ortak aklı temsil edecek bir niteliğe sahip olmasıydı. Belki de böyle bir yapı olsaydı, böylesine tartışmalar yaşanmazdı. Kimlerin davet edileceğinden program akışına, temsil dengesinden protokol düzenine kadar her konu ortak akıl süzgecinden geçerdi.

En önemlisi de kararlar kişiler adına değil, Kütahya adına verilirdi. Benzer organizasyonlar daha önce İstanbul ve Ankara’da faaliyet gösteren Kütahya İlinden Yetişenler Derneği tarafından da gerçekleştirildi. Özellikle Ramazan ayındaki iftar programlarında bu tür tartışmaların yaşandığını duymadık. Bu da bize kurumsallığın, tecrübenin ve ciddiyetin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Bugün ihtiyacımız olan şey suçlu aramak değil. İhtiyacımız olan şey ders çıkarmaktır. Çünkü Kütahya bundan daha iyisini hak ediyor. Birlik ve beraberlik gecelerinin ardından ayrışmaları değil, ortak hedefleri konuşmalıyız. Kırgınlıkları değil, kazanımları konuşmalıyız. Ve her şeyden önemlisi, Kütahya’nın geleceğini kişilere bağlı olmayan, kalıcı mükemmellik anlayışı üzerine inşa etmeliyiz. İşte o zaman gerçekten güçlü bir şehir olabiliriz.

GERÇEKLER ZAMANLA ORTAYA ÇIKAR

Geçtiğimiz hafta Kütahya sanayisinin duayen isimlerinden Nafi Güral ile Yoncalı’da hayata geçireceği yeni termal otel yatırımı üzerine uzun ve samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Elbette yatırımın detaylarını konuştuk; ancak sohbetimiz yalnızca inşaat, oda sayısı ya da yatırım rakamlarıyla sınırlı kalmadı. Kütahya’nın geçmişine, kaçırılan fırsatlarına ve geleceğine dair önemli değerlendirmeler de yaptık.

Sayın Güral’a çalışma hayatındaki en büyük hayal kırıklığını sorduğumda hiç tereddüt etmeden Ilıca’daki otel projesini işaret etti. Yıllardır Kütahya’ya yatırım yapan, istihdam sağlayan ve bu şehrin kalkınması için elini taşın altına koyan bir isim olarak, Ilıca’nın çok daha farklı bir noktaya taşınabileceğini düşündüğünü anlattı. Ancak dönemin yerel yönetim anlayışının buna izin vermediğini söyledi.

Hatta sadece engellemekle kalınmadığını, ağır hakaretlere de maruz bırakıldığını ifade etti. “65 yıllık çalışma hayatımda hayal kurup da gerçekleşmeyen ve Kütahya adına en çok üzüldüğüm konu Ilıca projesidir. Ilıca’yı geliştirmek istedim ama müsaade edilmedi. Bugünkü halini herkes görüyor” sözleri, aslında bir yatırımcının kırgınlığından çok, bir şehrin kaçırdığı fırsatın özetiydi. Bugün dönüp baktığımızda şu soruyu sormadan edemiyoruz: Eğer o gün bu proje desteklenmiş olsaydı, Ilıca bugün nerede olurdu? Belki Türkiye’nin en önemli termal merkezlerinden biri olacaktı. Belki binlerce insan ekmek yiyecek, bölge ekonomisi çok daha güçlü bir noktaya ulaşacaktı.

Fakat tarihin geri sarma tuşu yok. Sayın Güral ile sohbetimiz sırasında bir dergiye verdiği röportajdan da bahsetti. Babasının sıkça kullandığı “Başparmak ol” sözünü anlattı. Liderliğin, makamla değil istekle başladığını ifade ederek: “Başparmak olmak için önce başparmak olmayı istemek gerekir. İnsan gerçekten isterse yapamayacağı çok az şey vardır. Kimse size ‘al lider ol’ demez. Liderliği tarzınızla, duruşunuzla, bilginizle, kültürünüzle ve yeteneklerinizle siz kazanırsınız”

Aslında bu sözler yalnızca iş dünyasına değil, siyasetçiden bürokrata, öğrenciden girişimciye kadar herkese verilmiş önemli bir hayat dersiydi. Çünkü büyük başarıların temelinde önce inanmak, sonra istemek ve ardından vazgeçmeden çalışmak vardır. Hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır: Gerçekler bazen geç ortaya çıkar ama mutlaka ortaya çıkar.

Bugün Ilıca’nın geldiği nokta ortada. Geçmişte yapılan tercihler de, yapılmayanlar da artık herkes tarafından daha net görülüyor. Şimdi ise Nafi Güral yeni bir sayfa açıyor. Yoncalı’da planlanan büyük yatırım, yalnızca bir otel projesi değil; Kütahya’nın termal turizmde yeniden güçlü bir çıkış yapma fırsatıdır.

Dileğimiz odur ki geçmişte yaşanan hatalar tekrarlanmaz. Şehrine yatırım yapmak isteyen insanların önüne engeller çıkarılmaz. Çünkü kaybeden yalnızca yatırımcı olmaz; şehir kaybeder, ekonomi kaybeder, gelecek kaybeder. Kütahya’nın artık fırsatları kaçıran değil, fırsatları değerlendiren bir şehir olması gerekiyor. Ve umuyoruz ki Yoncalı’da başlayan bu yeni hamle, geçmişin hayal kırıklıklarını değil, geleceğin başarı hikâyelerini yazdırır.

MEDENİYETİN HAFIZASI KÜTAHYA

Bazı şehirler sadece sokaklardan, binalardan ve meydanlardan ibaret değildir. Taşına dokunduğunuzda tarihi hissedersiniz, rüzgârını dinlediğinizde geçmişten sesler duyarsınız. Kütahya işte tam da böyle bir şehirdir.

Ne yazık ki yıllardır kendi değerlerimizi yeterince anlatamadık. Kendi tarihimizin üzerinde yürüdük ama çoğu zaman onun büyüklüğünü fark edemedik. Başkalarının yazdığı tarih kitaplarında bize biçilen rollerle yetinmek zorunda kaldık. Kimi zaman “çeyiz olarak verilen şehir” diye küçümsendik, kimi zaman Türk tarihini barbarlıkla eşitleyen anlayışların gölgesinde bırakıldık.

Oysa gerçek çok farklıydı.

Bu topraklar sadece savaşçıların değil, âlimlerin, sanatçıların, şairlerin ve düşünürlerin yetiştiği bir medeniyetin merkeziydi. Germiyan Beyliği, Anadolu’nun ilim, kültür ve sanat damarlarından biriydi. Osmanlı’ya katılan sadece birkaç parça toprak değildi; asırlar boyunca oluşmuş bir kültür, birikim, devlet tecrübesi ve insan hazinesi de Osmanlı’nın gücüne güç kattı.

İşte bu yüzden 12-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek Germiyan Festivali sıradan bir etkinlik değildir.

Bu festival, geçmişe duyulan özlemin değil; geçmişten alınan güçle geleceğe yürümenin adıdır.

Yaklaşık altı aydır büyük bir emekle hazırlanan bu organizasyon, Kütahya’nın sahip olduğu tarihi mirası yeniden hatırlatmayı amaçlıyor. Zafer Meydanı’nda, Dönenler Meydanı’nda ve Germiyan Sokak’ta gerçekleştirilecek yüzlerce etkinlik sayesinde çocuklarımız kendi köklerini tanıyacak, gençlerimiz yaşadıkları şehrin neden önemli olduğunu daha iyi anlayacak.

Çünkü köklerini bilmeyen nesiller, geleceğe sağlam adımlarla yürüyemez.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde şehirler, sahip oldukları birkaç yüz yıllık tarihi değerleri anlatabilmek için milyonlarca dolar harcıyor. Biz ise yüzlerce yıllık bir medeniyet mirasının üzerinde yaşıyoruz. Belki de artık Kütahya’nın sadece “kuruluş ve kurtuluş şehri” olmadığını, aynı zamanda bir kültür ve medeniyet başkenti olduğunu daha yüksek sesle söylemenin zamanı gelmiştir.

Germiyan Festivali’nin en önemli tarafı da budur.

Bu festival, sadece geçmişi anlatmayacak; Kütahya’nın geleceğine de ışık tutacak. Belki yeni bir turizm anlayışının kapısını aralayacak, belki şehrimizin tanıtımına yeni bir soluk getirecek, belki de çocuklarımızın gönlünde tarihlerine karşı unutulmaz bir sevgi bırakacak.

Bu nedenle bu festivali sadece izlemeyin, hissedin.

Çocuklarınızı alın, gençlerinizi götürün, meydanlarda kurulan tarih köprülerinden birlikte geçin.

Çünkü Kütahya sadece bir şehir değildir.

Kütahya, bir medeniyetin hafızasıdır.

Ve bu hafızanın yeniden hatırlanmaya ihtiyacı vardır.

SEVDİĞİM SÖZLER

Saat zamanı gösterir, zaman da kimin ne olduğunu!

Yazarın Diğer Yazıları
MOBİL REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.