Okullar açıldı, öğrenciler artık derslere başladı. Eğitim-öğretim sezonunun açılmasıyla birlikte sorunlar da baş göstermeye başladı. Bana ulaşan bilgilere göre özellikle ulaşım ve yemek noktasında ciddi sıkıntılar var. Anne ve babanın ikisinin de çalışması durumunda 15.00-15.30 sıralarında dersi biten çocukların durumu gerçekten kritik. Mesai bitimi olan 17.00 veya 17.30’a kadar o çocukların bir şekilde oyalanması gerekiyor. Etüd gibi, oyun gibi, spor gibi vs. Burada idarecilerin bir çözüm üretmesi gerekiyor. Bir diğer konu ise öğle yemeği konusu. Okullarında sıcak yemek imkanı olmayan çocuklar, çevredeki büfelerden veya marketlerden çok da sağlıklı olmayan hazır yiyeceklerle öğünü geçiştiriyorlar. Eminim bu durum pek çok velinin içine sinmiyordur. Bu duruma şöyle bir önerim var. Kütahya Belediyesi, kent lokantası açtı ve öğle yemeklerinde uygun fiyata sıcak yemek imkanı sunuyor. Bu durumu biraz büyütsek ve sıcak yemek olayını merkezdeki tüm okullara taşısak olmaz mı? Hem çocuklarımız sıcak, hem de sağlıklı yemek yemiş olurlar. Veliler de ücretini verir ve içi rahat eder. Belediye Başkanımız Eyüp Kahveci’nin bu durumu bir masaya yatırmasını bekliyorum. Umarım yerinde bir öneridir ve kabul görür.
DEVLET DESTEĞİ ADALETLİ OLMALI!
Ulusal bir kanala özel röportaj veren Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ı dikkatle dinledim. Özellikle doğalgaz ve elektrik konusundaki açıklamaları vatandaşları yakından ilgilendiriyor. Bilindiği gibi devlet şu anda kullanmakta olduğumuz elektrik ve doğalgazda %60 oranında vatandaşa destek oluyor. Kısaca 100 liralık bir faturanın 40 lirasını biz ödüyoruz. Bakan Bayraktar, açıklamasında bu desteği bu yıl da devam ettirme eğiliminde olduklarını açıkladı. Sonrasında bu desteği kafamda yorumladım. Gazetecilik işte! 100 liralık gaz veya elektrik kullanan vatandaş 60 lira destek alırken, 1000 liralık gaz veya elektrik kullanan vatandaş 600 lira destek alıyor. Burada bir adaletsizlik yok mu? Sonuçta imkanı kısıtlı olanlar kıt kanaat idare ediyor. İmkanları geniş olanlar ise elektrik kullandığı gibi elektrikli aracını da evinde şarj ediyor. Bu durumda şahsın aracı için kullandığı elektriğin %60’ına da devlet destek vermiş oluyor! Bu durumun bir gözden geçirilmesi ve devlet desteğinde adaletin sağlanması gerekiyor diye düşünüyorum.
SEÇMENE POZİTİF ETKİ
AK Parti’nin Türkiye buluşmaları programının ardından partinin teşkilat başkanlığının X sayfasına bir göz attım. Onlarca ilde yüzlerce program düzenlenmiş. İl merkezleri, ilçe ve beldelerde mecazi anlamda tozu dumana katmışlar. Kırgınlığından dolayı sandığa gitmeyen AK Parti seçmeninin ayağına gitmişler. Bu ziyaretlerin pozitif etkisi olup olmadığını zamanla göreceğiz. Ancak, bu hamle gerçekten önemli bir çalışmanın ürünü diye düşünüyorum. Çünkü vekiller sadece kendi illerinde değil, başka illerdeki buluşmalara da katılıyorlar. Hem o yörenin yapısını öğreniyor, hem de vatandaşın tepkisini objektif olarak ölçebiliyorlar. AK Parti Kütahya vekilleri de Ağrı, Kayseri ve Konya’daki buluşmalarda görev almışlar. Bundan sonra İzmir’e de gideceklerini öğrendim.
MÜFTÜ İRFAN AÇIK VE NİKAH
Kütahya Müftüsü, değerli hocamız İrfan Açık ile değişik programlarda sık sık bir araya geliyoruz. Uzun süredir bahsetmek istiyordum ama başka konulardan dolayı fırsat olmamıştı. İki ayrı düğünde İrfan Hoca’nın kıydığı nikahlara ve ettiği dualara şahitlik ettim. Gerçekten çok güzel, yürekten ve anlamlı dualar ediyor. Onun kıydığı nikahların ambiansı bir başka oluyor. Dua ederken kullandığı ifadeler bizlere ailenin kutsiyetini hatırlatıyor. Sosyal medyanın, tv dizilerinin ve benzeri unsurların ailenin önemini ve yapısını darmadağın ettiği günümüzde, böyle duaların insanlarda izler bıraktığını ve sarsarak kendine getirdiğini düşünüyorum. Yoksa günümüzdeki aile modelinde yapılan yanlışlar artık normalleşti. Keşte Kütahya’da tüm nikahları İrfan Hocam kıysa da her seferinde bizleri şöyle bir kendimize getirse!
TAKLACI GÜVERCİNLER
Şimdi bu konu nereden çıktı diyeceksiniz. Google’ye “Takla atan güvercin ne yapar?” diye sordum. Cevap: Normal bir şekilde uçmaları gerekirken, uçmaya çalıştıklarında enerjileri bitene kadar takla atarlar veya uçma girişiminde bulunurlar oldu. Birisi de altına bir yorum yazmış ve demiş ki: “Bu durum güvercinlerin beynindeki denge merkezinde bir mutasyon sonucu oluşmuştur ve kalıtsal bir hareket bozukluğudur” Kurum ve kuruluşlarda hepimiz yakinen görüyoruz taklacı güvercinleri. Saç, sakal, bıyık, tarz ve benzeri değişimlerle takla atmayı çok seviyorlar. Takla attıkça bu durum sanırım kalıtsal oluyor. Üst kısımda bahsettiğim yorumda da yazıldığı gibi kalıtsal bir hareket bozukluğu insanlarda da baş gösteriyor. Ve bu insanlar yaptıklarını artık normal olarak görüyorlar. Neden mi? Herkese yaranmak, koltuğu kaybetmemek veya imkanları kullanmaya devam etmek için. Bence bu kadarına gerek yok. Takla atmanın da bir sınırı olmalı! Yani enerji bir yerde biter. Hz. Mevlana’nın sözü ile konuyu bitirelim: Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün… Kalın sağlıcakla…
SEVDİĞİM SÖZLER
İnsanı farklı yapan affettikleri, güçlü yapan sabrettikleri ve kendisi yapan da vazgeçtikleridir.