DOLAR
47,7397
EURO
55,0956
ALTIN
6.699,65
BIST
13.593,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya
Parçalı Bulutlu
31°C
Kütahya
31°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
29°C
Cuma Az Bulutlu
26°C

Vatanımı Yeniden Hatırlatan Yolculuk

02.06.2026 12:05
283
A+
A-

Kurban Bayramı vesilesiyle bu yıl ilk kez bayramı memleketimin dışında geçirdim. Mustafa kardeşimizin düğünü için Adıyaman’ın yolunu tutarken, önve Esenboğa Havalimanı’ndan Mardin’e uçtuk. Bu yolculuk sadece bir düğüne gitmekten ibaret olmadı; aynı zamanda bana turizmi, kültürü, insanlığı, misafirperverliği ve memleket sevgisini yeniden düşündüren önemli gözlemler kazandırdı.

MARDİN: TARİHİN DAR SOKAKLARINDA AKAN İNSAN SELİ

Sabahın erken saatlerinde Eski Mardin’e çıktığımızda saat henüz 09.30’u gösteriyordu. Açıkçası o saatlerde sakin bir şehir manzarası bekliyordum. Fakat gördüğüm tablo bambaşkaydı.

Daracık taş sokaklarda adım atacak yer yoktu. İnsanlar akın akın Mardin’in tarihi dokusunu görmek için gelmişti. Kimisi özel aracıyla, kimisi taksiyle, kimisi otobüslerle… Üstelik eski Mardin’in o dar sokaklarına rağmen kimse şikayet etmiyordu.

Taş evler, medreseler, camiler, müzeler ve yüzyılların birikimini taşıyan sokaklar adeta ziyaretçi akınına uğruyordu. Turizmin bir şehri nasıl dönüştürdüğünü Mardin’de çok net gördüm.

Kimi esnaf son derece memnundu. Konuştuğumuz kişiler arasında aylık gelirlerinin milyon liraları bulduğunu söyleyenler bile vardı. Ancak bir başka kesim ise farklı bir noktaya dikkat çekiyordu.

“Para kazanıyoruz ama tarihi dokumuzu kaybediyoruz” diyorlardı. İşte bu sözler üzerinde uzun süre düşündüm. Çünkü bir şehir sadece kazandığı parayla değil, koruyabildiği değerlerle de büyür.

Mardin’in bazı bölgelerinde tarihi ruhun ticari kaygılar nedeniyle zarar gördüğünü düşünen insanların sitemleri aslında dikkate alınması gereken önemli bir uyarı niteliğinde. Turizm büyüsün ama geçmişimizi de kaybetmeyelim… Asıl mesele tam da burada başlıyor.

TERÖRÜN GÖLGESİNDEN HUZURUN IŞIĞINA

Askerliğimi de terör bölgesinde yapmış biri olarak insanların güvenlik konusundaki düşüncelerini merak ettim. Konuştuğumuz herkes aynı şeyi söylüyordu: “Artık huzur var”

Gerçekten de sokaklarda bunu hissediyorsunuz. İnsanlar rahatça geziyor, pikniğe gidiyor, günlük hayatlarını sürdürüyor. Gökyüzünde görev yapan İHA’lar ve SİHA’lar, güvenlik güçlerimizin fedakârlığı ve devletimizin kararlı mücadelesi sayesinde bölgeye önemli bir güven ortamı sağlanmış.

Bu vesileyle polisimize, askerimize ve tüm güvenlik güçlerimize bir kez daha teşekkür etmek gerekiyor. Çünkü huzurun olduğu yerde yatırım da oluyor, turizm de oluyor, mutluluk da oluyor.

MARDİN’İN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİ: İNSANI

Mardin’de beni en çok etkileyen şeylerden biri de insanlarının sıcaklığı oldu. Yol sorduk, anlattılar. Bir şey danıştık, yardımcı oldular. Kalabalık bayram yoğunluğuna rağmen kimse yüzünü ekşitmedi. İnsan bazen tarihi yapıları unutabilir ama gördüğü samimiyeti unutamaz. Mardin’den aklımda kalan en kıymetli hatıralardan biri de işte bu oldu.

KÜTAHYA’NIN ÖNÜNDEKİ BÜYÜK FIRSAT

Mardin’i gezerken aklımın bir köşesinde sürekli Kütahya vardı. Yıllardır yazıyorum… Kütahya’nın turizmle büyümesi gerektiğini söylüyorum.

Çünkü bizim de tarihimiz var. Medeniyetimiz var. Termal kaynaklarımız var. Şehitliklerimiz var. Çinimiz, porselenimiz ve kültürel zenginliklerimiz var. Ama bunları yeterince anlatabiliyor muyuz?

İşte asıl soru burada. Mardin’de bazı esnafların tarihi dokunun zarar gördüğüne yönelik eleştirilerini dinleyince şunu düşündüm: Kütahya turizmde büyümeli ama bunu doğru planlamayla yapmalı. Tarihini koruyarak büyümeli. Kimliğini kaybetmeden gelişmeli. Bugün elimizde bir turizm master planı var. Bu planın her aşamasını titizlikle uygulamak zorundayız. Çünkü gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras, koruyabildiğimiz kültürel değerler olacaktır. Bu arada Mardin’de NG ve Tulu Porselen satışlarını da görünce ayrı bir gurur duyduğumu söylemeden geçmek istemiyorum.

TURİZM SADECE YATIRIMLA DEĞİL, İNSANLA GELİŞİR

Turizm sadece otel yapmakla olmaz. Turizm sadece yatırım yapmakla olmaz. Turizm önce insanla başlar. Şehrimize gelen herkese güler yüz göstermeliyiz. Yardımcı olmalıyız. Misafirperver olmalıyız. Memurundan esnafına, öğrencisinden yöneticisine kadar herkes bu bilinçle hareket etmeli.

Bir turist bir adres sorduğunda herkes cevap verebilmeli. Bir tarihî eser sorulduğunda herkes anlatabilmeli. Şehrimizi önce biz tanımalı, sonra dünyaya tanıtmalıyız.

BİR DİZİ, BİR ŞEHRİN KADERİNİ DEĞİŞTİREBİLİR

Mardin’de çok dikkatimi çeken başka bir konu daha oldu. Ulusal bir kanalda yayınlanan ve Mardin ile ilçesi Midyat’ta çekilen bir dizinin etkisi inanılmaz boyutlara ulaşmış. İnsanlar dizide gördükleri mekânları görmek için kilometrelerce yol geliyor.

Oteller doluyor. Restoranlar doluyor. Taksiciler kazanıyor. Esnaf kazanıyor. Kısacası şehir kazanıyor. İşte yıllardır Kütahya için söylediğim şey tam da bu. Kütahya’da çekilecek güçlü bir dizi ya da yüksek prodüksiyonlu bir sinema filmi şehrimizin kaderini değiştirebilir.

İçinde tarih, kültür, aşk, kurtuluş mücadelesi ve kahramanlık, termal, doğal güzellikleri barındıran bir dizi film veya sinema filmi. Yeter ki bunları doğru bir hikâyeyle milyonlara ulaştıralım. Belki de yıllardır kurduğum hayal bir gün gerçek olur.

ADIYAMAN’DA ÖĞRENDİĞİM EN BÜYÜK DEĞER

Gelelim yolculuğumuzun son durağına… Adıyaman’a. Mustafa kardeşimizin düğünü vesilesiyle bulunduğumuz şehirde çok güzel insanlarla tanıştık. Önce Mustafa kardeşim ve eşi Anastasia’ya ömür boyu mutluluklar diliyorum. Bizleri gönühlden ağırlayan başta Sevgi ve Mehmet Demir çifti olmak üzere, Burak, Emre, Umut kardeşlerimme ve ismini burada sayamadığım tüm dostlara teşekkür ediyorum. Çünkü bize saygının ne kadar önemli olduğunu gösterdiler. Mutlu oldum. Bakış açım değişti belkide.

Rahmetli babalarının miras bir sözü var: “Misafir evinize geldiğinde o koltuğa otuyorsa, siz yere oturun ki misafiriniz yücelsin, baş tacı olsun” Ne güzel bir bir miras. Küçük büyük herkes bu saygıyı gösterdi bize Adıyaman’da. Umarım saygı tüm vatanımızda hakim olur ve hep birlikte bağları güçlü bir toplum oluruz. Bu ruh bizde var ama yaşatmak lazım değil mi?

ÇİNİCİLER ÇARŞISI’NDA UMUT VEREN HAREKETLİLİK

Bayram dönüşünde sevindirici bir haberle karşılaştım. Çiniciler Çarşısı’nın yeni ve enerjik yönetimi, memleketine dönen vatandaşlar için anlamlı bir etkinlik düzenlemiş.

Yöresel ikramlar… Halk oyunları… Hediye çekilişleri… Ve en önemlisi çocukların ve gençlerin ilk kez çark başına geçerek çini deneyimi yaşaması… İşte bu tür çalışmalar çok kıymetli. Çiniciler Çarşısı sıradan bir alışveriş noktası değil. Kütahya’nın ruhunu taşıyan önemli merkezlerden biri. Bu nedenle sadece yönetime değil, hepimize görev düşüyor. Misafirlerimizi buraya getirmeliyiz. Çinimizi anlatmalıyız. Bu kültürün yaşamasına katkı sunmalıyız. Bu vesileyle çarşı yönetimini ve emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum.

SİZ DOYDUM DEMEDEN SOFRA KALKMIYOR

Bayram öncesinde değinmek istediğim bir konu vardı. Günlerin telaşı arasında aklımın bir köşesinde kalmıştı. Şimdi hatırlayınca paylaşmadan geçmek istemedim.

Afyon yolu üzerinde, Mirap Petrol civarında son dönemde dikkat çeken bir yapılaşma var. Şehir büyüyor, yeni yaşam alanları oluşuyor. Elbette bu gelişimin beraberinde insanların sosyal ihtiyaçlarına cevap verecek yatırımlar da geliyor. İşte bu yatırımlardan biri de bölgeye yeni açılan ASPAVA oldu.

Lahmacundan pideye, kebaptan birbirinden farklı lezzetlere kadar geniş bir menüyle hizmet vermeye başlayan işletme, 3-4 girişimci ortağın cesur yatırımıyla hayata geçirilmiş. Ortaklar arasında dostluğumuzun olduğu kıymetli bir arkadaşımızın bulunması da beni ayrıca mutlu etti. Ancak mesele sadece bir dostun yatırımı değil; mesele, Kütahya’ya değer katan her girişimin desteklenmesi gerektiğine olan inancımdır.

Masaya oturduğunuzda ilk bakışta fiyatlar size yüksek gibi gelebilir. Fakat işin asıl güzelliği tam da burada başlıyor. Ana yemeğinizi söyledikten sonra siz “yeter” diyene kadar sofranız boş kalmıyor. Mezeler geliyor, salatalar geliyor, patates kızartmaları geliyor. Gözü doyuran, gönlü doyuran, misafiri baş tacı eden bir anlayışla hizmet veriliyor. Öyle ki bir süre sonra hesabı değil, gördüğünüz ilgiyi ve hissettiğiniz misafirperverliği konuşmaya başlıyorsunuz.

Belki de bu yüzden işletmede ciddi bir yoğunluk yaşanıyor. Rezervasyonsuz yer bulmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Gidenlerin memnun ayrıldığı, yeniden gitmek için plan yaptığı bir mekan olmuş.

Yakın zamanda çocuk oyun alanının hizmete girecek olması ve kahvaltı konseptinin de eklenmesiyle birlikte buranın yalnızca bir restoran değil, ailelerin vakit geçirmek isteyeceği önemli bir yaşam alanına dönüşeceğini düşünüyorum.

Şehirler sadece yollarla, binalarla, köprülerle büyümez. İnsanların bir araya geldiği, sohbet ettiği, dostluklarını pekiştirdiği mekanlarla da gelişir. İşte bu tür yatırımlar, bir şehrin sosyal hayatına can veren önemli adımlardır.

Bu vesileyle başta yatırımcı dostum olmak üzere tüm ortakları gönülden kutluyor, emeklerinin karşılığını fazlasıyla almalarını temenni ediyorum. Kütahya’ya değer katan her yatırımın çoğalması dileğiyle…

SEVDİĞİM SÖZLER

En büyük güç; incitme imkanı varken, merhameti seçmektir…

Yazarın Diğer Yazıları
10.04.2026 12:06
09.04.2025 16:05
17.06.2025 10:01
MOBİL REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.