Kütahya ile Eskişehir arasında oynanacak o büyük maça sadece üç gün kaldı, Üç gün ama sanki üç mevsim kadar uzun… Şehrin sokaklarında bir sessizlik var; adeta fırtına öncesi sessizliği. Bu üç gün, aslında bir sezonun, hatta belki de bir şehrin yarım asrı aşkın süredir kurduğu hayallerin ağırlığını taşıyor. Çünkü ortada sadece bir futbol müsabakası yok; bir inanç sınavı, bir aidiyet imtihanı, bir kader virajı var.
Kütahyaspor öyle bir dönemden geçiyor ki, tarihte bir benzeri yok. Sekiz maç üst üste galibiyet. Üstelik hiç gol yemeden. Ama bu durum, rakipler için bir gürültüye dönüşmüş durumda. Her hafta biraz daha büyüyen bir ağırlık, her hafta daha korkutucu bir takım. Yaklaşık 800 dakikadır bu takımın kalesi gole kapalı. Bu, istatistiğin ötesinde bir şey. Bu, “biz artık buradayız” diyen bir takımın, bir şehrin, bir ruhun haykırışı. Son 9 maçta 22 gol atıp sadece 2 gol yemek, sadece bir istatistik değildir. Bu; disiplinin, ruhun, çalışmanın ve inancın eseridir. Bu takım maç kazanmıyor; karakter koyuyor.
Bu takım sezon boyunca sadece iki kez puan kaybetti. Bir mağlubiyet, bir beraberlik… Mağlubiyeti kendi sahamız hazır olmadığı ve seyircisiz oynadığımız Tavşanlı Ada Stadı’nda Karşıyaka’ya karşı aldık. Onun dışında sahaya kim çıkarsa çıksın, Kütahyaspor silip süpürdü. Son olarak Denizli’de, zorlu deplasmanda alınan 2-0’lık galibiyet, bu yürüyüşün bir özetiydi adeta: Sakin, kararlı, güven veren bir yürüyüş.
FIRTINANIN ORTASINDA GELEN CEZALAR…
Eskişehir geçen hafta Karşıyaka’yı 3-0 yendi. Belki harika oynadıkları söylenemez ama futbol bu. Kalecinin şanssızlığı, hücumcunun dokunuşu, oyunun kaderini değişirti. Skor tabelası da bunu söylüyor: 3-0. Eskişehirli bir dostumuzla konuştuk bugün, ortak fikrimiz iki takımın kalecileri değişse skor Karşıyaka’ya yazardı.
Yalnız asıl deprem daha maçın dumanı tüterken geldi. TFF, Eskişehir’den 7-8 oyuncuya bahis sebebiyle ceza verdi. Üstelik bu isimlerden ikisi sürekli ilk 11’de oynayan futbolcular. Diğerleri ise sonradan oyuna giren, takıma katkı veren oyuncular. Eskişehir’de bir homurtu yükseldi: “Bu cezaların altında bir lobi mi var?” Ve oklar, hem Kütahyaspor’un hem de 3. Lig Kulüpler Birliği’nin başkanı olan Osman Altınkaya’ya çevrildi. Başkan Altınkaya, bu önemli görevi yaparken, Türkiye’nin dört bir yanındaki tüm kulüpleri düşünerek hareket etti. Telefonları susmadı. Herkesle görüştü ve takımların düşüncesini TFF Başkanına bizzat ileten isim oldu.
Eğer bu noktada biraz daha geriye giderseniz, birçok takımın talebinin, isteğinin dahi TFF Başkanına ulaşmadığını çok iyi anlarsınız.
Oysa unutulan bir gerçek var: Bizim de 12-13 oyuncumuz aynı sebepten ceza aldı. Bu takım, motorunun önemli parçalarını kaybetti ama yine de yola devam etti. Çünkü bu şehirde bu sene bir şampiyonluk kokusu var. Yıllardır ilk kez bu kadar net hissedilen bir koku…
KÜTAHYASPOR’UN 60 YILLIK HİKÂYESİ
Mavi-lacivertin hikayesi 1966’da başlayan bir hikâye…O yıllarda Türkiye’de çok sayıda kulüp kuruldu. Ve dikkat edin: O dönemde kurulan kulüplerin neredeyse tamamı bugün Süper Lig’de oynama şansı buldu. Bir tek Kütahyaspor bulamadı. Bu şehrin kaderi hep bir adım geride kaldı. Kendi hatalarımız oldu. Şanssızlıklarımız oldu. Yalnız bırakıldığımız dönemler oldu. Ama hiçbir zaman tamamen vazgeçmedik. Bu şehir hep bekledi. Hep arzuladı. Hep umutlandı. Ve şimdi, yıllar sonra ilk kez, bu kadar güçlü bir şekilde “oluyor galiba” hissi var.
BU MAÇ SADECE MAÇ DEĞİL, BİR SINAV!
Eskişehir maçı bir futbol karşılaşması değil sadece. Bu maç: Kütahya’nın inancının, Şehrin umudunun, Taraftarın özleminin, Camiamızın sesinin sınandığı bir viraj. Kütahya bu maçta “Biz buradayız!” diye haykırmak istiyor. Tam 60 yıldır söylenemeyen bir cümlenin, belki de ilk net cümlesi bu olacak.
Binlerce taraftar günlerdir plan yapıyor. Cumartesi günü sahaya çıkacak olan sadece 11 futbolcu değil. Arkasında: ilçeleriyle, beldeleriyle, esnafıyla, gençleriyle, emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, yıllardır susmuş ama içinde fırtına taşıyan bir şehir var.
Ancak futbol bu, üç ihtimal var. Galibiyet bize çok şey kazandırır. Beraberlik bile işimize gelir. Ama en önemlisi: Kütahyaspor sahaya çıktığında, tribündeki herkes içinden şunu söyleyebilecek mi: “Biz inandık.”
Eskişehir büyük bir camia. Türkiye’nin en özel taraftar gruplarından birine sahip. Bizim de onlarla geçmişten bugüne kardeşliğimiz, komşuluğumuz var. Bu yüzden bu maç sadece futbolun değil, kardeşlik hukukunun da sınavı olacak.
İKİ CAMİA DA ÇOK DEĞERLİ
Ben de bir amatör kulüp başkanı olarak şunu söylemek isterim: Futbolun itibarı çok önemlidir. Oyuncular cezalandırılabilir, kulüpler zor durumda kalabilir… Ama biz yöneticiler, taraftarlar, şehir büyükleri aklı selim davranmak zorundadır. Eskişehir de bizim komşumuz, kardeşimiz. Bu coğrafyada kaderimiz hep iç içe oldu. Aramızdaki rekabet güzeldir; Ama kırgınlık, öfke, kavga bu iki şehre yakışmaz. Taraftarlar bazen duygusuna kapılıyor, bazen kantarın topuzunu kaçırıyor. Ama unutmamız gereken tek bir gerçek var: Bu bir futbol maçı. Hiç kimsenin canı yanmasın. Hiçbir annenin kalbi sıkışmasın. Çocuklar babalarının elinden tutup maçtan korkarak değil, coşkuyla çıksın. Kazanan futbol olsun. Kaybeden kavga olsun. Kütahya da değerlidir, Eskişehir de. İki şehrin de birbirine her zaman ihtiyacı vardır. Bu coğrafyada kader birliği yapmış iki komşunun maçıdır bu.
TARİHE TANIKLIK EDİN!
Kütahyaspor bu sezon bir tarih yazıyor. Gol yemeden kazanılan maçlar…
Yapılan rekorlar… Yönetimin kararlılığı… Teknik ekibin özverisi…
Futbolcuların adanmışlığı… Ve Osman Altınkaya’nın ve ekibinin dimdik duruşu… Bu yürüyüş kolay bir yürüyüş değil. Ama bu yürüyüş yıllardır beklenen yürüyüş. Bu şehir artık sessiz kalmayacak. Tartışmadan, kavga etmeden, sadece inanarak… Bu takımın arkasında duracak. Ve Cumartesi günü oynanacak maç, işte bu inancın aynaya yansıdığı an olacak.
Sonuç ne olursa olsun… Bu takım, bu şehir, bu sezon: “Biz buradayız!” diyecek. Buna yürekten inanıyorum. Kütahyaspor’un 60 yıllık yolculuğunda belki de en değerli 90 dakikalardan birine doğru gidiyoruz. Dileğim odur ki; maç centilmence geçsin, iki takım da sahada alın teri döksün, hak eden kazansın.
Bu maçı sakın kaçırmayın, kaçıranlar çok şey kaçırmış olacak. Tarihe tanıklık etmek sizin elinizde. Ama ben inanıyorum: Bu şehir artık hazır. Bu takım artık hazır. Bu sezon bizim sezonumuz olacak. Ve bu üç gün… Bu şehrin kalbi bir başka atacak. Çünkü Kütahya artık sadece futbol oynamıyor… Tarih yazıyor. Eskişehir maçı da Kütahya’nın “Ben de varım!” diye haykıracağı gün olacak.