DOLAR
47,7551
EURO
55,1310
ALTIN
6.758,16
BIST
13.704,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya
Az Bulutlu
32°C
Kütahya
32°C
Az Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Yağmurlu
25°C

Beş Metrelik Kuyu, Üç Metrelik Halat

22.09.2025 11:27 | Son Güncellenme: 22.09.2025 15:14
342
A+
A-

Beş metrelik kuyuya düşmüşsünüz, size üç metrelik halat uzatıyorlar. Görünürde bir yardım, gerçekte ise kurtuluş imkansız. İşte bazı yetkilerin şehrimiz üzerindeki etkisi tam da böyle. Varmış gibi yaparlar, inanırsınız; umut bağlarsınız. Ama gerçek gün yüzüne çıktığında şehrin aslında yerinde saydığını görürsünüz.

Yağmur yağarken şemsiye kıymetlidir. Ama yağmur diner dinmez, şemsiyenin yük olduğunu düşünüp onu bir kenara fırlatırlar. Yeter ki bizi de şehrimizi de böyle bir şemsiye gibi görmesinler. İhtiyaç bitince bir kenara atılacak bir yük değil, bizim için değer verilen bir emanettir bu şehir.

Kütahya yıllardır “potansiyeli var” denilerek oyalanıyor. Sanayi yatırımlarında, turizmde, tarımda hep aynı sözler veriliyor; ama sonuçta değişen fazla bir şey olmuyor. Bir çok alanda bugüne kadar pek çok başlıkta “var gibi” görünen adımlar atıldı. Ama içi doldurulmadığı için beklenen faydayı sağlamadı.

Artık görmek zorundayız: Şehirler sadece vitrinde süs olan yerler değildir. Kütahya, bizim nefes aldığımız, çocuklarımızın geleceğini kurduğu topraklardır. Gerçek yatırım, gerçek emek ve samimi irade olmadan şehirler gelişmez. “Var gibi” görünen çözümlerle oyalanmak yerine, halkın sesine kulak verip kalıcı adımlar atmak gerekir.

Çünkü şehirler günü kurtarmakla değil, yarını inşa etmekle ilerler. Bizim de beklentimiz budur: Beş metrelik kuyuya beş metrelik halat… Ya da en iyisi, artık o kuyuların hiç açılmadığı, insanımıza gerçek hizmetin ulaştığı bir gelecek.

Gediz’den Denizli’ye Uzanan Bir Başarı Hikayesi: Seval Kablo

Kütahya’nın doğduğu yerde olmasa bile ticaret yaptığı şehirlerde gurur veren pek çok iş insanı var. Onlar sessizce çalışır, üretir, istihdam sağlar, ülkesine katma değer katar. Çoğu zaman isimlerini doğduğu şehirlerde kimse bilmez, ama yaptıkları işlerle memleketlerine onur kaynağı olurlar. İşte bu yazımda sizlere bu “bilinmeyen kahramanlardan” birinden bahsetmek istiyorum.

1970 yılında yaşanan Gediz Depremi sonrasında ailesiyle birlikte İzmir’e taşınan, ardından da Denizli’de kablo sektörü üzerine ciddi yatırımlar yapan Kütahyalı İş İnsanı Hasan Ali Turgut, yarım asrı aşkın bir süre önce temellerini attığı Seval Kablo ile büyük bir başarıya imza attı. Bayrağı bugün oğulları Ahmet Turgut ve  Ersin Turgut devralmış durumda.

Hatırlayanlar olacaktır; geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı öncesinde Seval Kablo, çalışanlarının hesaplarına bayram ikramiyesi olarak 34’er bin TL yatırarak büyük bir sürpriz yapmıştı. O gün bizler de bu jesti haberleştirmiş, “Kütahyalıları gururlandıran bir iş insanı” diyerek altını çizmiştik.

Geçtiğimiz günlerde İSO tarafından açıklanan 2024 yılı İhracatın Yıldızları listesi, bu başarı hikâyesini bir kez daha gözler önüne serdi. Kütahya’dan listeye Çelikler’den iki şirket ve Kümaş girdi. Ancak listeyi biraz daha detaylı incelediğimizde, 13 milyar TL’yi aşan net satış rakamıyla Seval Kablo’nun 153. sırada yer aldığını gördük.

Düşünün; Kütahyalı bir iş insanı, Denizli’de yatırımlar yapmış, üretimden ihracata uzanan bir yolculukta Ege’nin ihracat yıldızları arasına adını yazdırmış. Üstelik aynı firma, 2023 yılında da “imalatçı bazda Türkiye’nin en iyisi” seçilmiş.

Seval Kablo’nun hikayesi, aslında tam bir girişimcilik ve azim örneği. 1980 yılında Denizli’deki yalnızca 300 metrekarelik bir tesiste enerji kabloları üretmeye başlayan firma, bugün 50 bin metrekaresi kapalı toplam 70 bin metrekare alana sahip, entegre 6 fabrikada üretim yapıyor. Yıllık 42 bin ton bakır ve 60 bin ton granül işleme kapasitesine ulaşmış durumda.

Bugün Türkiye’de ve dünyada sektörünün önde gelen firmaları arasında yer alan Seval Kablo, sadece Denizli’nin değil, aynı zamanda Kütahya’nın da gururu. Bu vesileyle Kütahya’nın yetiştirdiği iş insanı Hasan Ali Turgut’u ve bayrağı taşıyan oğulları Ahmet ve Ersin Turgut kardeşleri gönülden kutluyorum.

Bazen doğduğun yerde değil, doyduğun yerde büyürsün. Ama nerede olursa olsun, yüreğinde Kütahya’nın izini taşır, başarılarını memleketinle paylaşırsın. Seval Kablo tam da bunun en güzel örneklerinden biridir.

Çay Makinesi ve Şov!

Bir de işini sessizce iyi yapanlar vardır. Onlar sahneye çıkmaz, alkış beklemez, sadece görevini yerine getirir. Ama bilirsiniz, şov yapan her zaman daha çok alkış kapar.

Eskiden çay makineleri sadece çay yapardı, sessizce… Kimse sesine bakmaz, çayının tadına bakardı. Şimdi ise konuşanları çıktı. Ama dönüp bakınca görüyoruz ki değişen pek bir şey yok: Biz yine çayımızı içiyoruz. Fark eden tek şey, makinenin konuşması. Makine “Çayınız demlendi, içime hazır” demese de olur aslında!

Hayatta da böyle değil mi? Sessizce işini yapanların kıymeti çoğu zaman gölgede kalıyor. Konuşan, gösteri yapan, ses çıkaran hep daha fazla ilgi görüyor. Oysa gerçek kalite, sessizlikte gizlidir.

Kütahya’da da durum aynı. Kimileri her fırsatta kameraların karşısına çıkıyor, basında sık sık yer buluyor. Büyük sözler, parlak projeler, renkli görüntüler… Ama diğer yanda, adı sanı bilinmeyen, basında çıkmayan ama işini sessizce yapan insanlar var. Bir köy okulunda gece gündüz çabalayan öğretmen, sağlık kuruluşunda hastasına koşan hemşire, dükkanını açıp mahalleye hizmet eden esnaf… Onların emeği manşetlere taşınmasa da, şehrin gerçek yükünü onlar omuzluyor.

Ama maalesef ses çıkaran, basında vitrine çıkan daha çok alkış topluyor. Oysa şehirlerin gelişmesini sağlayanlar, sessizce işini yapan o görünmeyen kahramanlardır. Bizim de artık alkışı gürültüye değil, emeğe vermemiz gerekiyor. Çünkü çay hâlâ aynı çay; asıl mesele o çayın lezzetinde, makinenin konuşmasında değil. Unutmayalım: Gürültü bir süre sonra diner, ama gerçek emek daima iz bırakır.

Gönlümüzün Kahraman’ı”

Hiç ummadığınız yerde karşınıza çıkar…

Güler yüzüyle, tatlı diliyle sizi tebessüm ettirir.

Sazıyla, türküleriyle, şiirleriyle hep tatlı anılar bırakır.

Hayat enerjisiyle örnek aldığım ve değer verdiğim insanlardandır.

Bahsettiğim isim; nam-ı diğer Ormancı İsa Kahraman.

Geçen hafta belediyenin düzenlediği “Vefa Gecesi”nde belki de hayatında ilk kez başrol oyuncusu oldu. Yüzü gülüyordu, mutluydu. Ben programa katılamadım ama yapılmasına gerçekten çok sevindim. Çünkü benim gördüğüm sanatçılar arasında bu vefayı en çok hak edenlerin başında geliyor.

İsa Kahraman kendini anlatırken her zaman söyler: “Kütahya’nın Sinop kazasındanım” diye. Ama ben biliyorum ki gerçek bir Kütahyalıdan çok daha fazla bu şehri düşünüyor, çabalıyor. İşte bu yüzden bu gece hem yerinde hem de çok anlamlıydı.

Buradan kendisine uzun ömürler diliyor…

Kıssadan Hisse

Sessiz bir tarlada, bir kaplumbağa ile bir yılan birlikte dolaşıyordu.

Karşılarına büyük bir kaya çıktı. Merakla yılan sordu:

— Altında ne var acaba?..

Kaplumbağa her zamanki gibi hevesliydi:

— Hadi bakalım! Öğrenelim.

Kaplumbağa tüm gücüyle kayayı itmeye başladı.

Fakat kısa sürede nefesi kesildi.

— Bu kaya çok ağır… Yardım eder misin? dedi yılana.

Yılan ise keyfine bakıyor, kıpırdamıyordu.

Kaplumbağa yılmadı.

Tek başına uğraştı, çabaladı…

Ve sonunda kayayı yerinden oynatmayı başardı.

Kayanın altında bir sürü lezzetli böcek vardı.

Yılan yıldırım gibi atıldı ve hiçbir şey söylemeden hepsini yedi.

Sonra sırıtarak dedi ki:

— Neden suratını asıyorsun ki? Sen zaten böcek yemezsin. Bitkileri seviyorsun.

Kaplumbağa yorgun ama sakindi:

— Ne yediğimle ilgili değil… Benim zorlandığım anda yanımda olmadın.

Ama iş bitince ilk sen koştun.

Yılan, kendinden emin bir şekilde uzaklaştı.

Ama kaplumbağa o gün çok önemli bir şey öğrendi:

Bazı insanlar zor zamanlarda yardım etmez, Ama sonuçtan faydalanmak için hemen ortaya çıkarlar.

Hatta bazen, mücadele edenlerle dalga geçmeye bile cesaret ederler.

İşte bu yüzden, hayatımızda kimleri yanımızda tuttuğumuza dikkat etmeliyiz.

Sevdiğim Sözler

Zorlukta gölgede kalanlar, zafer anındaki ışığı hak etmezler.

Yazarın Diğer Yazıları
MOBİL REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.