Kütahya için çalışan, katkı sunmaya çabalayan il içinde ve il dışında birçok kuruluşumuz var. Bu kuruluşların yaptıkları çalışmalara siyaset ve bürokrasi destek verdiğinde ilimizin gelişimi de haliyle ivme kazanıyor. Ancak burada daha önemli bir kıstas daha var. Şehirdeki üniversitelerin mezun ettiği öğrenciler hem tanıtımda, hem de gelişimde önemli rol üstlenebilirler. Bir şehirdeki üniversitenin bulunduğu alana sadece binalar yapılıp, üzerine afili isimler koymak maalesef yeterli gelmiyor. Şova yönelik programlar ve ziyaretler de çok artı katmıyor. Bana göre bir üniversitenin ruhunun olması, iyi ve eğitici akademisyenlerin olması da elzem. Bir üniversitede okuyan ve mezun olan öğrencilerin, gerçek yaşamlarında bir karşılık bulması ve sonrasında okuduğu üniversiteye ve bulunduğu şehre artı değer katması çok önemli. Kütahyalı başarılı bir profesör bana aynen şöyle yazmış: “Bugün bizim mesleğimizin en büyük ihtiyacı inanın doktor değil, başta hemşire olmak üzere yardımcı sağlık personeli. Sanırım diğer iş kollarında da benzer durum söz konusu. Eğitim kalitesi tartışılır mühendis çok, hiçbir iş kolunda daha yüksek ücrete rağmen kaliteli ve iyi eğitilmiş teknik eleman bulunamıyor. Şehrimizin önemli kuruluşlarının yönetici ve mühendis kadrolarında olduğu gibi, her iki üniversitemizin akademisyenlerinin birçoğu da Eskişehir’de ikamet ediyor ve sadece işine gelip gidiyor. İşte o zaman sosyal yaşamını şehirde öğrencileri ile aynı ortamda geçiremiyor ve şehrin sosyal gelişimine bir katkı sağlamıyor” Kıymetli hocamız çok doğru bir tespit yapmış. Kime sorsak, Kütahya’da sosyal yaşamın yeterli gelmediği için başka illere gidildiği cevabını alıyoruz. Şehrin Belediye Başkanı bile basın toplantısında bu gerçeği itiraf ediyor. Bizim arkadaşlar da, başkan dedi ya, bunu manşet yapıyor. Bunu sadece biz okumuyoruz. Dünya okuyor. Okuyunca da tercihler ona göre oluyor. Kimse bu sorunu nasıl çözelim demiyor. Ortadan kaldırmak için anket yapalım, doğruları öğrenelim istemiyor. Tabi anket yapılsa, gerçeklerle ortaya çıkacak. Gerçeklerle yüzleşmeyi pek çok insan veya yönetici istemiyor. Düzen devam etsin, ben işime bakayım diye diye yol almaya çalışıyoruz.
YABANCI GÖZÜYLE KÜTAHYA
KÜTBO ve NG Kurucu Başkanı Sayın Nafi Güral önderliğinde geçen hafta Ankara’da Yeni Zelenda ve Hollanda büyükelçiliklerini ziyaret ettiğimizi sizlere anlatmıştım. Büyük heyecan duyduğumuz ziyaretlerle ilgili olarak satır arasında kalan konular da olmuş. Bunlardan birisi de başkalarının bizi nasıl gördüğü! Yeni Zelenda Büyükelçisi Gred David Lewis yapılan ziyarette aslında bizi çok güzel tasvir etti. Tarım sektöründe dünyaya hitap eden ülkesini anlattıktan sonra Kütahya Heyeti’nin bir arada olmasının güçlü bir duruş sergilediğini ve bundan memnuniyet duyduğunu anlattı. Tarımla ilgili tüm paydaşların, KÜTBO Yönetim Kurulu ve Kurucu Başkan’ın delegasyonda bulunması, büyükelçiye göre bu işi gerçekten çok istediğimize kendisini inandırmış. İki ülkenin birbirine olan uzaklığına rağmen (16 bin 896 km) Kütahya’nın böyle bir talepte bulunmasının önemli olduğunu söyleyen büyükelçi, konuyu ilgili birimlerine mutlaka aktaracağını, fırsatları hayata geçirmek istediğini, hatta kendilerinin karşılayamadığı talepleri başka ülkelere de aktarmak için izin istedi. KÜTBO Kurucu Başkanı Nafi Güral ise Yeni Zelenda’nın ilham verici bir potansiyeli oluşu ile söze girdi ve TOBB Ekonomik Konseyi ile önceki yıllarda bu ülkeye geldiğini ve enerji ve güzelliklerle dolu gözlemlerini basına anlattığını, bu açıklamaların Türk basınında defalarca haber yapıldığını dile getirdi. Dönemin büyükelçisinin bu haberleri okuduğunu ve sonrasında büyükelçinin kendisini ziyaret ettiğini söyleyen Güral, Yeni Zelenda’nın dünyanın pek çok ülkesini doyurabilecek bir potansiyele sahip olduğunu sözlerine ekledi. Büyükelçi’nin görüşme odasında duvarda asılı olan bir söz vardı: “Korkuyu hissedin ama yine de yapın ve deneyin!” Bana göre Kütahya olarak aradaki mesafeye rağmen biz korkmadık ve denedik, şimdi sonuçlarını bekliyoruz. Sonuçları beklerken, yerimizde oturmadan, başka ne yapabilirizi de düşünmek ve konuyu gündemde sıcak tutmak gerekiyor. Üzerine görev düşenlerin dikkatine!
SUSUZLUK GERÇEĞİ
Geçenlerde değer verdiğim bir Jeoloji Mühendisi ağabeyimizle verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Sordum kendisine nereye varacak bu susuzluk diye. “Artık küresel ısınma var ve buna alışmamız, su kaynaklarını da doğru kullanmamız gerekiyor” dedi. Ardından da Avrupa ülkelerinde insanların kışın çatıda biriken karları ve yağmur sularını bile depoladığını ve bu kaynakları içme suyu dışında diğer işlerde kullandığını anlattı. Yani çatıdaki karları ve yağmur sularını bir depoda toplayıp, örneğin araba yıkamada kullanıyorlarmış. Bu anlamda ülkemizin ve ilimizin suyunun hiç bitmeyeceğini düşünmekten ne olur vazgeçelim. Mevsimler eskisi gibi özelliğini yansıtmıyor, kış aylarında kar ve yağmur artık çok yağmıyor. Yeraltı sularının en çok bu kaynaklardan beslendiği herkesin bildiği bir gerçek. Suyumuzu tasarruflu kullanalım. Yoksa mevcut içme sularımızı her yerde kullanmaya devam ettiğimizde önce kısıtlamalar başlayacak ve ardından da tamamen susuzluk başlayabilir. Çünkü günümüzün en büyük sorunlarından biri de kaynakların etkin kullanımı ve tasarruf bilinci. Esasen toplum olarak kendi kaynaklarımızla tasarruf etmeyi iyi biliyoruz ama iş kamu ve ülke kaynaklarına gelince ne yazık ki aksine gereksiz tüketmekten zevk alır bir toplum olduk. Gerçekten üzücü ve endişe verici! Başta kendimiz olmak üzere çocuklarımıza ve çevremize bu konuyla ilgili uyarıları mutlaka yapalım. Uymayanları uyaralım.
YENİ ÇEVRE YOLU
Kütahya’nın yeni bir çevre yoluna ihtiyacı olduğunu son bir yılda sanırım 5-6 kez dile getirmişimdir. Değişik kesimlerdeki uzmanlarla fırsat buldukça bu konuyu konuşmaya devam ediyorum. Kütahya bağıra bağıra yeni bir çevre yolu istiyor. Tabi bu noktada iyi bir planlama çok önemli. Geçmiş yıllarda yapılan ve şu anda kullandığımız birçok yol artık yeterli gelmiyor. Mevcut çevre yolundaki en büyük tehlike ise kamyonlar. Başka illerde bu kamyonların bu tür işlek yollara sokulmadığını ve onlara özel mecburi istikamet belirlendiğini öğrendim. Tabi bu durum birazcık pansuman yapar. Planlama dedim ya, yeni yapılacak çevre yolunun geleceği düşünülerek çok şeritli yapılması gerekiyor. Bugün çoğu aile artık iki araç sahibi ve ilerleyen yıllarda belki de bu rakam, tıpkı cep telefonu gibi kişi başına bir araç şekline bürünecek. Onun için yapılacak çevre yolunun 4-6-8 şeritli olarak düşünmek veya planlamak lazım. Başka illerde şu anda uygulanan (kamyonlara mecburi istikamet) uygulamaya bir örnek de bizim çevre yolunun orta refüjlerinin çok geniş olması ve bu refüjlerin küçültülerek, yolun daha çok şeritli haline getirilmesi geçici bir pansuman olabilir. Bu işin siyaset maharetiyle çözüme kavuşacağı bir gerçek ve bu noktada bir ses duymak istiyorum. Ama duyamıyorum. Ben bana gelen sayısız talepleri hep dile getirmeye çalıştım. Konuyu da gündemde tutmaya devam edeceğim.
SİYASİ NABIZ ATMAYA BAŞLADI
Partilerin sosyal medya sayfalarına baktığımız bazı partilerde kongre sürecinin başladığını veya başlamak üzere olduğunu görüyoruz. Futbol örneğinde olduğu gibi altyapıdan A takıma kadar yükseliş misali, partiler en küçük yerlerdeki delegelerinin sesini dinleyecek ve en sonunda yeni yönetim ekibini seçecek. A takımı denilince akla ilk önce birlik ve beraberlik içinde hareket eden bir makina dişlisi akla geliyor. Dişlinin bir parçası görevini yapmaması durumunda makina beklenen performansı sergileyemez. Siyasi partilerde de açıklanan kongre takvimi öncesinde makina dişlilerin sağlam olmasında büyük fayda var. Temeli sağlam olan, çatıya çıktığında da güçlü olacaktır. Tabi bu arada kırgınlıklar, cepheleşmeler veya terk edişler de olabiliyor. Burada önemli olan (tüm partiler için söylüyorum) ağabey pozisyonundaki insanların dümene geçmesi ve gemiyi doğru rotaya götürmesidir. İçinde bir sürü hedefleri olanların da olacağı geminin rotasına ulaşması için kimsenin kalbinin çapraz atmaması gerekiyor. Bu sebepten çıkacak tartışmalar partiye ve hizmet etmek istediği şehre zarar verecektir. Şucu, bucu gibi ayrışmalar partiyi hem hedefinden hem de gücünden uzaklaştıracaktır. Bu anlattıklarımı kongre süreçlerinde görecek miyiz bilmiyorum ama kısacası partilerde siyasi nabız atmaya başladı.
SİZDEN GELENLER
Gazetede ve web sitesinde yazdığım yazılarla çok sevdiğim Kütahyam’a katkı sunmaya çalışıyorum. Özellikle yazı yayımlandıktan sonra bir sürü mail, mesaj veya telefon alıyorum. Benim gibi şehrini sevenler eksik olan noktaları anlatıyorlar. Hatta bazıları dile getirdiği konuyu enine boyuna köşe yazımda anlatmamı istiyor. Tabi bu her zaman mümkün olmuyor. Onun için köşe yazımda çok beğenilen Sevdiğim Sözler, Ders Veren Kısa Hikayeler bölümlerinden sonra “Sizden Gelenler” isimli bir bölüm daha açıyoruz. Burada sizlerin taleplerini, ilgili birimlerin dikkatine sunmak istiyoruz. Sizden Gelenler bölümünde dikkat ettiğimiz husus ise Kütahya yararına olanlar ve eksik olduğu düşünülen konular olacak. İşte bir kaç örnek: “Hasan Bey, Erkek Yaşam Merkezi çalışmıyor mu? Burada istenmeyen bir olay yaşandığını duydum. İçki nedeniyle meydana gelen olaylar sonrasında bu merkez kapatılacak mı veya eskisi gibi işlev yapmayacak mı?” Herhalde bu konunun ilgili birimi bize bir cevap verecektir. “Hasan Bey, yıllardır Afyon ve Eskişehir yollarına alt geçit yapılacağı konuşuluyordu. Toplamda 4 adet olması anlatılan altgeçitler neden yapılmıyor? Alt geçit yapamayanlara hatırlatın lütfen. Otogar kavşağına, İstasyon kavşağına ve OSB kavşaklarına altgeçit yapılacaktı! Ne oldu?” Umarım bu bölümden iyi sonuçlar alırız ve kazanan Kütahya’mız olur.
SEVDİĞİM SÖZLER
Samimiyet yüreklerin konuştuğu bir dildir.
Çoğunun yüreği yetmez!
Sevgili Kardeşim.
Bilhassa iktisat konusunda yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil.
Evimizde her türlü iktisadı yaparız, dışarıda elimizi yıkadığımız musluğu açık bırakırız.
Çöp konusunda da aynıyız. Biraz dikkat, biraz kültür, biraz ahlak, biraz dini vecibe.