Son yazımda birilerinin artı veya eksi durumlarını yazarsanız, arkası da mutlaka gelecektir demiştim. Nitekim öyle oldu. Köşe yazımı pdf formatında attıktan sonra şehir dışından, ilçelerden, sonra da peş peşe merkezden telefonlar geldi. Telefon görüşmeleri devam ederken, whatsapp’tan yazanlar da sıraya girdiler.
BU YETKİ BÖYLE KULLANILMAMALI!
Telefon görüşmesi yaptığım bir siyasetçi ve iş insanı aynen şu ifadelerle bana içini döktü: “Hasan Bey, iş hayatımızda belediyeden kiraladığımız yerler var. Artık bunların kirasını ben günü gününe ödüyorum. Yoksa haciz, icra gibi durumları duydukça şehrimiz adına üzülüyorum. Bana göre bu yetki böyle kullanılmamalı. Böyle giderse Kütahya beş yıl kaybetmiş olacak. Ama bu memleket bizim ve hepimizin duruma bir şekilde müdahil olmamız lazım. Herkes kendine gelmeli ve midesini bir yere bağlamadan Kütahya adına doğruları yapmalı veya konuşmalı. Başkan Bey’in vicdani bir empati yapması gerekiyor”
OY VERENLER PİŞMAN OLUYOR
Sonra aktif bir siyasetçi daha yazdı: “Hasan Bey, Eyüp Kahveci’ye gün geçtikçe tepkiler çoğalıyor. Bana da oy veren, destekleyen, partili-partisiz vatandaşlar pişman olduklarını CHP’den bir şey olmayacağını söylüyorlar. Yani, yapılan yanlışlar Başkan Kahveci’den ziyade partiye fatura ediliyor. Kendi kişisel görüşüm Eyüp Kahveci, hiç beklediğim gibi değilmiş. Havanda su dövüyor, gözle görülür hiç bir icraatı olmadı. Velhasıl koca bir fiyasko!” Mesajlaşma devam ederken, bir esnaf kardeşimiz aradı: “Hasan ağabey, başkan Eskişehir modeli diye yola çıktı. Şu ana kadar biz bir şey göremedik. Bırakın Eskişehir’i, Kütahya’nın tüm çevresinde CHP’li belediyeler var. Ya örnek alsın, ya da gitsin yardım istesin. Bu iş böyle gitmez” diye konuştu.
GÜÇLER VE YETKİLER AYRILMALI
Şehir dışından görüştüğümüz aktif siyasetçi ise yaşanan sorunları kendisinin de duyduğunu, özellikle talebkar olunan durumlara geri dönüşlerin yapıldığını anlattı. Kahveci’nin yardımcılarına yetki vermemesi konusunda konuştuk. Şimdi aklıma geleni sormak istiyorum: Sayın Başkanım, yardımcılarınıza yetki veriyor musunuz? Onlarla güven veya yeterlilik noktasında hangi boyuttasınız? Gerçekten merak ediyorum. CHP’li olduğunu söylememde sakınca görmediğim siyasetçi dostumuz, belediyede güçlerin ve yetkilerinin ayrılmasının önemli olduğunu, Başkan Kahveci’nin ise daha çok sahada olması gerektiğini sözlerine ekledi.
BELEDİYE BAŞKANI ŞEHRİ SEVGİLİ GİBİ GÖRMELİ
Son olarak yıllarca Kütahya’da İlçe Belediye Başkanlığı yapmış kıymetli bir siyasetçi ile yazıştık. Bana yazdıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum: “Hasan Bey günaydın, yazınızı okudum. Diğerlerini de okumuştum. Kütahya’da gazetecilik yapma konusunda az çok bir fikrim var. Size o yüzden özellikle kolay gelsin demek isterim. Yazınızda bahsettiğiniz Yılmaz Büyükerşen’e gelince: Büyükerşen’in belediyeciliği, kültür, sanat, çevre, sosyal hizmetler ve ulaşım odaklı bir model olarak öne çıktı. Eskişehir’i modern, yaşanabilir ve örnek bir şehir haline getirdi. Aslında uygulanabilir şehri geliştirici inovatif projeler bütünü bunlar. Arkasında üniversite desteği müthişti. Onlarca proje vardı elinde. O’nun zekası bu projelerin önceliğini belirlemekti. Eskişehir halkı da ciddi bir destek verdi. Büyükerşen, estetik değerlere önem veren, kültür ve sanatı önemseyen biri. Aslında bir belediye başkanı şehri bir sevgili gibi görmelidir. Dokunuşlarını ona göre belirlemelidir. Peki Kütahya bunu başarabilir mi? Bu çok kolay değil ama Kütahya’nın hakim siyaset yapıcıları son derece ideolojik yaklaşımı olan ve maalesef demokratik zihinsel alt yapıları kuşkulu insanlar gördüğüm kadarıyla. Dolayısı ile asıl enerji lüzumsuz bu sanal ve insan hayatına katkı sağlamayan tartışmalara gidiyor. Mesela bu Güral ailesini iyi anlamak lazım. Sizin yazınızın başındaki övgülerinize katılıyorum. Onlar çıkış yaptıkları toplumdan ayrışarak bunu başarmışlar. Yani önderlik ile emme basma tulumba ya da tutucu bir toplum dalkavukluğu ile bu işler olmaz. Hele ahlaksızlığınızı din-iman perdesiyle gizlemek gibi bir bilinçaltıyla bu kadar olur”
PSİKOLOJİ’DE ÖZ DENETİM
Biricik kızım, Celal Bayar’da Psikoloji okuyor. Geçenlerde bana hazırladığı bir proje ödevini gönderdi. Okudum ve projesinde gelecekte yapmayı düşündüğü mesleği ile ilgili düşüncelerine hem hayran kaldım, hem de gururlandım. Herkesin evladı kendisi için kıymetlidir. Benim gibi eminin tüm anne ve babalar evlatlarının gelişimleri ile gurur duyuyorlardır. Allah kimseye evladının üzücü anlarına değil, hep mutlu anlarına şahitlik etmeyi nasip etsin. Kızımın proje ödevinde bir bölüm var ki, dikkatimi çekti. Psikoloji alanında özdenetim kelimesini sordum kızıma ve bana şöyle cevap verdi:” Özdenetim yani öz disiplin istenmedik davranışlar göstermekten kaçınmak, istendik davranışları çoğaltmak ve uzun erimli amaçlarına ulaşabilmek için, kişinin gösterdiği tepkilerini değiştirebilme, ayarlayabilme ve kişinin kendini denetim altında tutabilme yeterliği olarak tanımlanıyor babacım” dedi. Ne dersiniz, Başkan Kahveci’nin peş peşe gelen bu eleştirilerden sonra bir özdenetim yapması gerekmez mi?
TASARRUF GENELGESİ ENGEL Mİ?
Geçen günlerde TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi ve AK Parti Kütahya Milletvekilimiz Av. Adil Biçer, gazetemizin 27.yılına girmesi vesilesi ile bir ziyarette bulundu. Vekilimizi bulmuşken, bir de eski bir Belediye Başkanı olduğu için yerel belediyecilikle ilgili konuları sordum. Bahsettiklerinin büyük bir bölümünü gazetede haber olarak kullandık. Ama bir konu daha var ki bu da önemli. Vekilimize, tasarruf genelgesi ile ilgili belediyelerin durumunu sormuştum. Onu haberde kullanmayı unutunca, yazıda bahsederek eksiği gidermek istiyorum. Adil Biçer Vekilimizin tasarruf genelgesi ile ilgili sorduğum soruya cevabı şöyle: “Belediye tasarruf genelgesini bahane ediyor ve hizmet etmemesine gerekçe gösteriyor. Bu genelge 2022’de de çıkmıştı. Fakat o dönem belediyeler bir bahane uydurmadan hizmetine devam ediyordu. Kaldı ki, tasarruf genelgesi şehrin yapılması gereken alt yapı üst yapı ve benzeri işlerini engellemiyor. Konser gibi, gereksiz makam aracı gibi, gereksiz inşaat yapma gibi işleri kısıtlıyor. Yani hizmet yapacak belediyenin hizmetlerini kısıtlamıyor” Bu konuyu da kısaca böyle sizlere aktarmış olalım.
SAĞLIK BAKANI’NIN BAKIŞ AÇISI
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Gülsüm Güral Diş Hekimliği Fakültesi ve Hastanesi’nin açılışı için Kütahya’ya geldi. Bakan Bey, programdaki konuşmasının başında program için hazırladığı konuşmayı yapmaktan vazgeçtiğini söyledi. Memişoğlu, sanırım daha önce Kütahya’yı bu kadar iyi tanımıyormuş. Nafi Güral ve Ailesi’nin Kütahya’ya olan adanmışlığından övgü ve takdirle bahsetti. AK Parti Kütahya Milletvekillerinin neredeyse her hafta yanına geldiklerini anlattı. Tabi bu duruş, bu takdim, bu sahne ve bu ziyaretler bana göre Bakan Bey’in sanırım Kütahya’ya bakış açısını değiştirdi. Fazla bilgi sahibi olmadığı Kütahya’dan ziyaret sonrasında iyi izlenimlerle ayrıldı. Bakan Bey’in bakış açısının değişmesine katkı sağlayan herkese bu anlamda teşekkür ediyorum. Afyon yolu istikametinde yapılması planlanan 800 yataklı hastane ile ilgili konuların da bu ziyaretin son anlarında konuşulduğunu ve sorun olan konuların çözüme kavuştuğunu duydum. Memleket adına sevindim. Arkası gür olsun diyelim.
SEVDİĞİM SÖZLER
Bazı insanlar kondisyon bisikleti gibidir,
onlarla bir yere varamazsınız. Sadece yorarlar!